8 Kasım 2012 Perşembe

                                 Hep Yalnız ve de Öğrendikçe Mutlu
     Hep yalnız olduğunu ne zaman öğreneceksin. Kalabalıklar içinde bile hep yalnız.
Ve sen yalnız kalmayı sevmediğin için bizler varız.
Yoksa bu koca dünyada tek başına olmayı mı isterdin.
Öyleyse hepimizi kendin kadar sevebilmek neden bu kadar zor.
          -Kendinle konuşur gibi konuşabilmek,
                  -Kendine alır gibi verebilmek,

-Etrafında mutlu ve gülümseyen insanları görmek istiyorsan önce mutlu etmeyi ve
gülümsetebilmeyi öğrenmelisin...
                 -Acılarının azalmasını istediğin kadar başkalarının acılarını dindirebilmelisin
Yalnızlığındaki  "ben"i mutlu edebilmek için BİZ'i öğrenmelisin.
Sen "ben" le kaybettiğin mutluluğu BİZ'de bulacaksın....
   Bizi hepimiz olarak anlamak için ise Levh-i Mahfuz okumalısın...

17 Ekim 2012 Çarşamba

Kimse beğenmese beni ne çıkar.
Bir tek sen bana yeter de artar.

Neler çeksem de demem Ah.
Aklımdan hiç çıkmayansın Allah.

Kalmadı bende söyleyecek söz de.
Bana yer kalmadı artık bu özde.

Söz artık Levh-i Mafuz ellerinde.

5 Ekim 2012 Cuma

                                            EVRENDEKİ GÖREVİM VE YERİM NEDİR? (ve İçimdekinden cevaplar)
       Önce görevini tamamlarsın o görev kendini bulmandır .Sen görevini tamamlarsan ben de sana evrendeki  yerini söylerim. Ve her yer, o yerdeki kişi için evrenin en güzel yeri olacaktır. Bunu sana garanti ederim. Özetle sen; sen olarak ölmeye karar verirsen , ben de sen olarak yaşamaya karar veririm.
      Buradan oraya bakarsan ise şunu görürsün : Kimliksiz olan Tanrı kimlik sahibi olduğu bir evren hayal etti. Kimlik yaratabilmek için önce kim olduğunu unutmalıydı. Zaman ve mekan bu görevi başardı. Böylece Tek olan önce çoğaldı. Çoğaldıkça daha fazla unuttu. Unutarak başladığı her kimlikten isimlerini öğrendikçe daha fazla hatırlayarak uyandı ve o son kimlikte sonsuz mutluluğun tarifini de buldu. Böylece o kimliği sonsuzluğa taşıdı. Unutarak başladığı kimliklerine ademler,  hatırlayarak uyandıklarına İsalar adını verdi. Tek olan bize dönüştü ve hayal gerçek oldu. A harfi 1, İ harfi 9 olarak hatırlamamız için konumlandırılmıştı.
          Şimdi sen ; Ademlerden isen gözünü açtığında “Ben varım” deyip sonsuzluğu aramaya başlayansın. İsalardan isen gözünü açtığında “Biz varız” deyip sonsuzlukla buluşansın. Gözünü kapattığında ise zaten sen de hepimiz gibi tek olansın. Hayal olup biz olsan da gerçek olup tek olsan da elbet burada var olacaksın. Ama orada; sen ancak Sen olarak kaybolmalara devam edeceğin bir rüyadasın. Uyan artık ey güzellik…
Uyanman için yüzüne su çarpmamı istersen şayet : "Al sana kova dolusu Levh-i Mahfuz."

2 Ekim 2012 Salı

Zor bir rüyanın içindesindir. Sonra bir an gelir rüyada olduğunu hatırlarsın. İşte öyle günlerdeyiz şu an. Ve bu anlar uyanmadan hemen önceki döneme denk gelir. Bazen kendi kendine uyanır insan bazen de başkasının dürtmesiyle. Bazen ağlayarak uyanır bazen ise gülerek. Hepimize TATLI BİR TEBESSÜMLE KENDİ KENDİNE UYANmayı diliyorum.

Tatlı bir tebessüme kavuşmak için herkese Levh-i Mahfuzu tavsiye ederim.

12 Eylül 2012 Çarşamba

YANILMAK NE GÜZEL
Varolduğumuz şu dünyanın gizemini çözmeden geçirdiğimiz her gün
Bir yanılgının içindeyiz aslında.

Daha iyi daha güzel olanı aradık durduk hep.
Oysa sadece daha iyi ve daha güzel bakmamız yeterliydi yaşama.

Yanıldık işte ve her yanıldığımızda da yandık.
Ama her yanılmada da öğrendik. Öğrendikçe de daha az yanılır, yanar Olduk.


Bu yüzden yanılmak ne güzeldir öğrenmeye aşık olanlara.
Ve öğrenmeye aşık olanlar; öğretmeni(Rabbi) yanlarından hiç ayırmazlar.

Beyin öğrenir ama kalb erir.
Erimiş kalblere ise O yerleşir.

Doymayana doymayı öğreten; açlığı yaratandır.
Sen doymayı öğrenirsen; o da açlığı kaldırır.

Rabbin çağrısını arayanlara tavsiyem Levh-i Mahfuz topraklarıdır.

Hiç Bitmeyen Bir Masal Bizimkisi


        Cesur olarak başladık bu yola hepimiz. Unutsak bile çıkarız içinden dedik. Bazımız bazen dayanamadı, vazgeçmeyi denedi. Yasaktı oysa. Yok olmayı dilememiz neden yasak? Çünkü yok edilmek için yaratılmadık. Hiç bitmeyen bir masal bizimkisi. Yazarının bizim olduğumuz bu masal ilk başladığında “ben” yazıyorum işte dediğimiz anda diğeri : o da bişey mi “ben de yazıyorum hem de senden daha güzel” dedi. O an içimiz karardı ve sıkıldı ve cehennem hayatımız başladı.

        Karanlığa savrulan bu ruh halimizin adıydı cehennem ; içinde öle dirile yol aldığımız. Orada tüm yaşananların ardından hatırladığımızda bizi. Ben, sen ve  O kalmadığında yani. ben olmayı bırakıp Biz olmayı seçtiğimiz gün ; tekrar Cennet ışıkları göz kırpacak bize. Cennet, becerebildiğimiz vakit , bize eşlik edecek ruh halimiz olacak. İslam’ı yaşamayı seçenlerin ruh hali. Gerisini yazmakta zorlanıyorum ne yaparsam yapayım. Işık gözlerimi kamaştırmakta ve gönül biz olmayı arzulamakta….

        Bir gün bu satırlara kaldığımız yerden devam edeceğiz. İslam yurdunda yazılan Cennetteki satırlarımız olacak onlar. Masal kaldığı yerden devam edecek. Artık ölmeyecek miyiz biz diye şaşıracağız ve anlayacağız ki ölüm cehennemdeyken arzulayıp kitaplarımıza yazdığımız bir tazelenmeydi sadece.

Bir daha kararmayacak o ruh halimizle orada görüşmemiz dileğiyle.  

          Not: Herkes doğru yolda olduğunu düşünür ve bu doğrudur. Çünkü tüm yollar sonraki gerçeklikte buluşacaktır. En yanlış gözükenleri bile bir gün öyle ya da böyle değişecek ve hedefe varacaktır. Uzun yol, kısadan yanlış değil daha zorludur sadece. Belki de en kısa yol en yakınımızda olanıdır.
Kısa yolları keşfetmek için iyi düşünme ve tartmalar dilerim hepimize.

                                                                                       Hepimize Sevgiyle İslam,
Gözlerimi kamaştıran ışığı görmek isterseniz Levh-iMahfuz tavsiyemdir.

30 Ağustos 2012 Perşembe

                                             ESKİDEN UÇAN BALIK ,YENİDEN YÜZEN KUŞ
     Öyle bir şey düşünerek başla ki hayata en temel felsefen o olsun.  Herşeyini o temelin üzerinde şekillendireceğini bilerek de en derinlere inmekten korkma. Unutmaki en sağlam temeller en derinlere atılanlardır.
      Korkmadan sorgula VARoluşunu. Var mısın gerçekten ya da YOK musun? Uyanıkken mi varsın, uyurken mi yoksun?  yA da tam tersi mi ? Kafan karışsa da devam et.  Derinlere temel atıyoruz unutma. VAR-YOK arasında giden tüm bu tartışma Doğum ve Ölüm gibi Gece ve Gündüz gibi  Bulut ve Deniz gibi dönüşen dönemlerden başka bir şey değil. Aslında hepsinin anlatmak istediği sana sonsuzluğu yeniden hissettirmek.  Umutlu günlerini, yeniden MUTLU günler yapabilmeni sağlamak.  Hepsinin üzerinden bakabilmen için düşünmeni sağlamak. Tüm bu döngüde gerçekten KİMSİN SEN? Deve kuşu gibi yaşamaya daha ne kadar devam edeceksin. Başını kaldırmanın zamanı gelmedi mi?
     Tüm bu döngü VARlığın döngüsü ise hep varsın. Yok eğer tüm bu döngü YOKluğun döngüsü ise sen de yoksun. Varlık her şeyiyle çevreni kuşatmışken varlığı kabul etmen kolay. O yüzden sadece yokluğu düşünmeli insan.
     Uyku, ölüm ve gece YOKluk diyebiliyor musun gerçekten. Yoksa sen gece bulutların arasındaki kuş gündüzleri denizdeki balık mısın? Sınırlı bir evrene inanıyorsan sınırın ötesinde YOKLUK VARDIR dediğinde bile VARDIR dediğin yokluk nasıl YOK olabiliyor ki. Var mı yok mu karar ver. İŞTE TAM BURAYA ÇAK TEMELİ. VARLIK MI VAR YOKLUK MU YOK?
     Zaten ikisi de aynı aslında dikkatli bak… Varlık varsa yokluk yoktur. Yokluk yoksa varlık vardır. Laf ebeliği değil bunlar hissetmeye çalış. Gündüzlerin balığı olarak gecelerin kuşu olduğunu unutmuş olman çok doğal ama hissedebilirsin. Hayal edebilirsin. Eğer varı seçersen hep vardın. Yoku seçersen hiç olamayacaksın. Hafızanı kaybetsen ve dünü unutsan bu onun olmadığı(YOK) anlamına mı gelir?
     Seçim zamanın şimdi. Ya VAR OLMAYI seçip sonsuzluğun bir parçası olacaksın ya da YOK’u seçip sonsuzluğun “sonlanmayı seçip unutturulmaya devam eden” bir parçası OLACAKSIN. Her şekilde seçimi sen yapacaksın . Ya NUR ya NAR olacaksın, ya KUL  ya KÜL olacaksın ama unutsan da unutmasan da aslında HİÇ hiç OLMADIĞIN GİBİ HEP AMA HEP VAR OLACAKSIN.
YÜZGEÇLERİMİ HAVALANDIRIP, KANATLARIMA SU SERPEREK KİM OLDUĞUMU BANA HATIRLATAN LEVH-İ MAHFUZ İPİNE SARILMAK NE KADAR GÜZELMİŞ.