11 Şubat 2013 Pazartesi

Gerçek bir gönül dostumun yazısı sizlerle.
Yaratılmışlık…
 Yaratmaktan daha zor zenaat…
 Yaratan bilirken yaratılmışlığın şaşkınlığını;
 Yaratılan bılemeyebilir yaratılış amacını….
 Sorar…
 Sorar…
 Sorar…
 Bır kıtap iner O’ndan sonra…
 Bakar…
 Ben neyım ve NIYE dıye…
 Ve anlar…
 Alice ın harikalar diyarının çocukluk düşlerinde kalmış kapısının aslında kendi
beyninin BELKİ DE HİÇ BİLEMEYECEĞİ köşesinde BİRİSİ tarafından
saklanmış bir SOBE hediyesi olduğunu…
 Application ve SONRASI tüm iletişim-bildirim araçlarının, yaratılmışların bu saf
 ve yüklenmiş İLAHİ duygulanımları ile desteklenmesi dileğiyle…
 Ve ruhumun arındırılmış kısmı ile örtüşmeyi başarmış buRAK ile aynı yolda
HİÇ olmayı kaderlenmiş BİRi olarak..
 Derim ki:
 OKU yalım…
 SONsuza dek….

Selam Yaratanla Yaratılan arasındaki perdeyi kaldıran Levh-i Mahfuz dadır.
Rah im den Rah man a uzanan iman dır.
Gerçek bir gönül dostumun yazısı sizlerle.
Çok düşündük 3 arkadaş… gerçek aşkımızı anlatalım diye…
 Gözlerden yaşın döküleceği ilk anı bekledik, ve o damla şuraya düştü;
 Benim ilk aşkım Levh-i Mahfuz…

 Ekşi Süt parayla 
           Yoğurt bedava
                        Gel vatandaş gel.

   Zul karneyn para teklifini kabul etseydi ne olurdu diye hiç düşündü mü acaba insan?
Ve insan bilmeli ki bu kitapla gelen bilgiyi inkar ettirecek bir para mevcut değil bizim için.
Varlık ve Var olmak bilgisinin değerini, kim olduğunu sormaktan yorgun düşmüşler bilir.
O bilgi gözyaşları olur; akar da akar. Ağlamaktan şişen gözleri ise ağlamayı bilenler tanır.
Tanıdım seni buRAK. Ellerine sağlık. Kalblerimiz bir diyenlere selam olsun..
Her gözyaşımız maya olsun. Ekşi süt kokan bu dünya artık mis gibi yoğurt koksun...

Parayı parça parça paralayan kitap insanları parlatmak için burda : Levh-i Mahfuz

10 Şubat 2013 Pazar


                   A Ş K
       Allah’a Şükreden Kişinin
     Ağlayarak Şekillenen Kalbinin
       Anlatarak Şaşırtan Kitabı

        Şoklarla Kıyametlerle
          Şartsız Kesinlikte
           Şevkle Kabulle

            Korkmadan
              Kaynağa
          Kavuşmasıdır.

Aşk TDG app tadır. https://itun.es/tr/tVMLH.i

19 Ocak 2013 Cumartesi


                                     AYNa, söz almak üzere

   Bizler bir akışın içindeyiz. Süresi bulunan bir yerdeyiz. Ve bu yerde, ancak öleceğinin farkında olarak dünyaya bakanlar sonrasını görebilecek anlayışa ulaşırlar. Bu anlayış, varoluşu yaşayarak öğrenmek, “öğreten”i bulmak ve anlamaktır. Arayanlar, bilirler ki gerçek “Hep var olan”dır ve bu yüzden kaybolanları sevmez onlar. Sonra da ayna karşısında, kaybolacak olan kendilerine kim olduğunu sorarlar. Arayanlar, cevap almaya hazır olduklarında ise süre bitimine yaklaşılmış ve hayalden gerçeğe uyanılmak üzeredir…  
   Beyninin kontrol edilebileceğini düşünenlere sormak isterim. Varlığınızın tüm kontrolleri elinizde mi gerçekten. Ölümsüzlüğe kavuşmuş ve her isteğiniz anında gerçekleşebilmekte de bunu mu kaybetmekten korkmaktasınız? Farkında mısınız “Tanrı bile beni Tanrı olduğuna ikna edemez” demektesiniz. Sahipsiz sandığınız bu dünyada korktuğunuz sahte tanrıları gözünüzde büyüterek, büyülendik demek için hazırlanıyorsunuz. (Enam 25 bize mucizelerin inanmak için yeterli olmadığını zaten anlatmakta)
   Unutmamalıdır ki gerçekten büyülenenler, büyüklenenlerdir. Büyüden kendini çıkaramayanlar, büyüye kendilerini sıkı sıkıya bağlayanlardır. Ey insan! Gerçekle arandaki tek engel sen misin yoksa? Son nefesini vermeden nefsi vermeye ne dersin?
  Nefs hakkında nefis bilgilerle kendi büyünden seni uyandıracak Levh-iMahfuz’u sorgula sonuna kadar korkusuzca. AYNa, söz almak üzere çünkü.

18 Ocak 2013 Cuma

                                             "ESER: BENİM "

   En güzel besteyi yapsam, en büyük buluşlara imza atsam, milyonlarca insan
kurtarsam bir gün o gün benim eserimi tamamladığım gün olur mu? O gün mü
buluşurum Rahman ile ?
   Eğer ben tüm bunlara "Benim eserim" diyorsam olmaz elbet. Rahmete kanal olmuş
fakat olduğunun farkında olmayanlardan olurum o kadar. Farkında olmak, asıl eseri
görebilmektir. Ve tüm bu eserler insanlık için ise asıl eser insandır elbet. Öyleyse "ben"
dedikçe ben, asıl eseri de unuturum. Anlamalı insan ve şöyle demeli: "Eser: Benim"
   Bu yüzden kendimi öyle şekillendirmeli ve hazırlanmalıyım. Hazırlanmalıyım çünkü
Ruh'u taşımak için buradayım. Rahmet akmalı ellerimden her an. Yağmur gibi olmalıyım.
Düşmanım beni sevmekten kendini alamamalı. Başım öyle dönmeli ki rahmetten; ben de
artık beni unutmalıyım. Beni unutunca mı rahmet dolarım, rahmet dolunca mı beni

unuturum? Cevap önemli değil sıra önemli olmadığı gibi. Ama ikisi bir olmalı insanda
"Bir olan"a kavuşabilmek için. Rahman Rahim buluşması için.

Rahman Rahim Ruh ve Rahmet bağlantılarını kurduran Levh-i Mahfuz yağmurunda ıslanmak ne güzel.

16 Ocak 2013 Çarşamba


Cuma saat 16:00’da müsait olan doktor arkadaş.
Bu nedir? Allah katında siz kimsiniz demiş?
14 ocak 2013 Mektubumuzdan sonra J

     Aşık, aşkının sesini tanıyandır. Bu ses O’nun sesi arkadaş tanımadın mı? Vakit geldi şaşırma sakın. Kulak vermenin zamanıdır artık. Mucize ile sihiri ayırabilenler, sihiri bilenlerdir. Ve unutmamalı ki bizim bugün bilimde geldiğimiz nokta, dünküler için sihirdir. Öyleyse bugünün sihirbazları, bilimi takip edenlerdir. Bu ülkede bizim gibi Tıp ile uğraşanlar “Bir iki üç tıp” esprisini bilirler mutlaka. 
    Öyleyse haykıralım artık Musa’nın sihirbazları gibi korkmadan firavundan. “Tap” zamanı bitmiş, “tıp” zamanı başlamıştır. Ve artık tıp deyip susanlar kişisel vahiyleri için hazırdır. Hazır olanlar, moleküllerine ayrılmayı bile büyük bir aşkla kucaklayan aşıklardır. 
Aşk Levh-i Mahfuz’dadır.Gerçekten inananlara sıfıra kadar susmayı öğretir. 
buRAK ise tüm ümmet-i Muhammedi Miraca taşıyan o kutlu hayvandır. 
Biz ise Elhamdülillah Hayvanlarız…(Hala peynirli makarnalar yiyen)