Gerçek bir gönül dostumun yazısı sizlerle.
Yaratılmışlık…
Yaratmaktan daha zor zenaat…
Yaratan bilirken yaratılmışlığın şaşkınlığını;
Yaratılan bılemeyebilir yaratılış amacını….
Sorar…
Sorar…
Sorar…
Bır kıtap iner O’ndan sonra…
Bakar…
Ben neyım ve NIYE dıye…
Ve anlar…
Alice ın harikalar diyarının çocukluk düşlerinde kalmış kapısının aslında kendi
beyninin BELKİ DE HİÇ BİLEMEYECEĞİ köşesinde BİRİSİ tarafından
saklanmış bir SOBE hediyesi olduğunu…
Application ve SONRASI tüm iletişim-bildirim araçlarının, yaratılmışların bu saf
ve yüklenmiş İLAHİ duygulanımları ile desteklenmesi dileğiyle…
Ve ruhumun arındırılmış kısmı ile örtüşmeyi başarmış buRAK ile aynı yolda
HİÇ olmayı kaderlenmiş BİRi olarak..
Derim ki:
OKU yalım…
SONsuza dek….
Selam Yaratanla Yaratılan arasındaki perdeyi kaldıran Levh-i Mahfuz dadır.
Rah im den Rah man a uzanan iman dır.
11 Şubat 2013 Pazartesi
Gerçek bir gönül dostumun yazısı sizlerle.
Çok düşündük 3 arkadaş… gerçek aşkımızı anlatalım diye…
Gözlerden yaşın döküleceği ilk anı bekledik, ve o damla şuraya düştü;
Benim ilk aşkım Levh-i Mahfuz…
Çok düşündük 3 arkadaş… gerçek aşkımızı anlatalım diye…
Gözlerden yaşın döküleceği ilk anı bekledik, ve o damla şuraya düştü;
Benim ilk aşkım Levh-i Mahfuz…
Ekşi Süt parayla
Yoğurt bedava
Gel vatandaş gel.
Zul karneyn para teklifini kabul etseydi ne olurdu diye hiç düşündü mü acaba insan?
Ve insan bilmeli ki bu kitapla gelen bilgiyi inkar ettirecek bir para mevcut değil bizim için.
Varlık ve Var olmak bilgisinin değerini, kim olduğunu sormaktan yorgun düşmüşler bilir.
O bilgi gözyaşları olur; akar da akar. Ağlamaktan şişen gözleri ise ağlamayı bilenler tanır.
Tanıdım seni buRAK. Ellerine sağlık. Kalblerimiz bir diyenlere selam olsun..
Her gözyaşımız maya olsun. Ekşi süt kokan bu dünya artık mis gibi yoğurt koksun...
Parayı parça parça paralayan kitap insanları parlatmak için burda : Levh-i Mahfuz
10 Şubat 2013 Pazar
A Ş K
Allah’a Şükreden Kişinin
Ağlayarak Şekillenen Kalbinin
Anlatarak Şaşırtan Kitabı
Şoklarla Kıyametlerle
Şartsız Kesinlikte
Şevkle Kabulle
Korkmadan
Kaynağa
Kavuşmasıdır.
Aşk TDG app tadır. https://itun.es/tr/tVMLH.i
19 Ocak 2013 Cumartesi
AYNa, söz almak üzere
Bizler bir akışın içindeyiz. Süresi
bulunan bir yerdeyiz. Ve bu yerde, ancak öleceğinin farkında olarak dünyaya bakanlar
sonrasını görebilecek anlayışa ulaşırlar. Bu anlayış, varoluşu yaşayarak
öğrenmek, “öğreten”i bulmak ve anlamaktır. Arayanlar, bilirler ki gerçek “Hep var olan”dır ve bu yüzden
kaybolanları sevmez onlar. Sonra da ayna karşısında, kaybolacak olan
kendilerine kim olduğunu sorarlar. Arayanlar, cevap almaya hazır olduklarında ise
süre bitimine yaklaşılmış ve hayalden gerçeğe uyanılmak üzeredir…
Beyninin kontrol edilebileceğini düşünenlere sormak isterim.
Varlığınızın tüm kontrolleri elinizde mi gerçekten. Ölümsüzlüğe kavuşmuş ve her
isteğiniz anında gerçekleşebilmekte de bunu mu kaybetmekten korkmaktasınız? Farkında
mısınız “Tanrı bile beni Tanrı olduğuna ikna edemez” demektesiniz. Sahipsiz
sandığınız bu dünyada korktuğunuz sahte tanrıları gözünüzde büyüterek, büyülendik
demek için hazırlanıyorsunuz. (Enam 25 bize mucizelerin inanmak için yeterli
olmadığını zaten anlatmakta)
Unutmamalıdır ki gerçekten büyülenenler, büyüklenenlerdir. Büyüden
kendini çıkaramayanlar, büyüye kendilerini sıkı sıkıya bağlayanlardır. Ey
insan! Gerçekle arandaki tek engel sen misin yoksa? Son nefesini vermeden nefsi
vermeye ne dersin?
Nefs hakkında nefis bilgilerle kendi büyünden seni uyandıracak Levh-iMahfuz’u sorgula sonuna kadar korkusuzca. AYNa, söz almak üzere çünkü.
18 Ocak 2013 Cuma
"ESER: BENİM "
En güzel besteyi yapsam, en büyük buluşlara imza atsam, milyonlarca insan
kurtarsam bir gün o gün benim eserimi tamamladığım gün olur mu? O gün mü
buluşurum Rahman ile ?
kurtarsam bir gün o gün benim eserimi tamamladığım gün olur mu? O gün mü
buluşurum Rahman ile ?
Eğer ben tüm bunlara "Benim eserim" diyorsam olmaz elbet. Rahmete kanal olmuş
fakat olduğunun farkında olmayanlardan olurum o kadar. Farkında olmak, asıl eseri
görebilmektir. Ve tüm bu eserler insanlık için ise asıl eser insandır elbet. Öyleyse "ben"
dedikçe ben, asıl eseri de unuturum. Anlamalı insan ve şöyle demeli: "Eser: Benim"
Bu yüzden kendimi öyle şekillendirmeli ve hazırlanmalıyım. Hazırlanmalıyım çünkü
Ruh'u taşımak için buradayım. Rahmet akmalı ellerimden her an. Yağmur gibi olmalıyım.
Düşmanım beni sevmekten kendini alamamalı. Başım öyle dönmeli ki rahmetten; ben de
artık beni unutmalıyım. Beni unutunca mı rahmet dolarım, rahmet dolunca mı beni
unuturum? Cevap önemli değil sıra önemli olmadığı gibi. Ama ikisi bir olmalı insanda
"Bir olan"a kavuşabilmek için. Rahman Rahim buluşması için.
fakat olduğunun farkında olmayanlardan olurum o kadar. Farkında olmak, asıl eseri
görebilmektir. Ve tüm bu eserler insanlık için ise asıl eser insandır elbet. Öyleyse "ben"
dedikçe ben, asıl eseri de unuturum. Anlamalı insan ve şöyle demeli: "Eser: Benim"
Bu yüzden kendimi öyle şekillendirmeli ve hazırlanmalıyım. Hazırlanmalıyım çünkü
Ruh'u taşımak için buradayım. Rahmet akmalı ellerimden her an. Yağmur gibi olmalıyım.
Düşmanım beni sevmekten kendini alamamalı. Başım öyle dönmeli ki rahmetten; ben de
artık beni unutmalıyım. Beni unutunca mı rahmet dolarım, rahmet dolunca mı beni
unuturum? Cevap önemli değil sıra önemli olmadığı gibi. Ama ikisi bir olmalı insanda
"Bir olan"a kavuşabilmek için. Rahman Rahim buluşması için.
Rahman Rahim Ruh ve Rahmet bağlantılarını kurduran Levh-i Mahfuz yağmurunda ıslanmak ne güzel.
16 Ocak 2013 Çarşamba
Cuma saat 16:00’da müsait olan
doktor arkadaş.
Bu nedir? Allah katında siz
kimsiniz demiş?
14 ocak 2013 Mektubumuzdan sonra J
Aşık, aşkının sesini tanıyandır. Bu ses O’nun sesi arkadaş tanımadın mı?
Vakit geldi şaşırma sakın. Kulak vermenin zamanıdır artık. Mucize ile sihiri
ayırabilenler, sihiri bilenlerdir. Ve unutmamalı ki bizim bugün bilimde
geldiğimiz nokta, dünküler için sihirdir. Öyleyse bugünün sihirbazları, bilimi
takip edenlerdir. Bu ülkede bizim gibi Tıp ile uğraşanlar “Bir iki üç tıp”
esprisini bilirler mutlaka.
Öyleyse haykıralım artık Musa’nın sihirbazları gibi
korkmadan firavundan. “Tap” zamanı bitmiş, “tıp” zamanı başlamıştır. Ve artık
tıp deyip susanlar kişisel vahiyleri için hazırdır. Hazır olanlar, moleküllerine
ayrılmayı bile büyük bir aşkla kucaklayan aşıklardır.
buRAK ise tüm ümmet-i
Muhammedi Miraca taşıyan o kutlu hayvandır.
Biz ise Elhamdülillah Hayvanlarız…(Hala
peynirli makarnalar yiyen)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)