AYRI BİR BEN
Yaratan tek. Şüphesi olan, devamını okumasın.
Okumasın çünkü şüphesiz inanmakla, inandığını söylemek
arasındaki fark kadar üzülecek okursa. Başlayalım hadi.
Yaratan tek. Yalnız yani. Ya sen?
O, düşünerek yaratır bir fikir ve yapar. Ya sen?
Evet sen? Söyle bakalım o tek sonsuzun neresindesin?
Ayrı mısın ondan? Ayrı bir sen var mı gerçekten?
Ama ayrılabilmen için önce onun gibi sonsuz olabilmelisin.
Bir dakika o hep sana Kur’an’da sonsuz olduğunu
anlatmıyor mu? Ebedi cennet ve cehennemi hatırlasana.
Ölürüz biter demiyorsun herhalde. O zaman şimdi tekrar
deneyelim…
“Eveeet ben de sonsuzum” derken içinden,
tekrar et şimdi: “Ayrı bir ben var…”
Şimdi bir de soruyorsun Tanrı nerede diye!!!
Az önce ayrılmayı isteyen kimdi? Aramıza hoş geldin arkadaş.
Ayrılığı bitirip kavuşmaya var mısın? Ben demeyi bırakıp, tüm
canlılık için, bizim hepimiz tek olandayız demenin aşkını
derinlerde yaşamaya hazır mısın?
Hepimize selam olsun, düşünmeyi seven Levh-i Mahfuz okusun.
10 Mayıs 2013 Cuma
3 Mayıs 2013 Cuma
RÜYAMIN İŞÇİSİYİM
Mutlu olmak için sebebe ihtiyacım yok benim.
Var olmak yeter bana. Her yerde, her zaman
gerisini ben hallederim. Ben sevginin, neşenin,
mutluluğun ve aşkın ta kendisiyim.
Ben sonsuzdan gelen ve ona dönenim. Ben
rüyanın içinde öğrenen, isteyerek unutan ve
öğrenerek hatırlayan işçiyim. Kendi rüyamın
işçisiyim. Ben düşünür beni işlerim. Tam
olmam gereken yerdeyim. Kim olduğumun
şaşkınlığını satırlara dökerim. Ben artık bana
yabancılaşan bambaşka biriyim. Kendime biz
diyebilmek için sıfıra güdümlenip ateşlenmiş
rahmet eriyim.
Tektir benim güvendiğim Rabbim.
Ve ben Tek-Bir Rahman’dan
Tek-Biz Rahim’e dönüşenim.
Nasıl olur demeden Levh-i Mahfuz okuyun
derim...
Mutlu olmak için sebebe ihtiyacım yok benim.
Var olmak yeter bana. Her yerde, her zaman
gerisini ben hallederim. Ben sevginin, neşenin,
mutluluğun ve aşkın ta kendisiyim.
Ben sonsuzdan gelen ve ona dönenim. Ben
rüyanın içinde öğrenen, isteyerek unutan ve
öğrenerek hatırlayan işçiyim. Kendi rüyamın
işçisiyim. Ben düşünür beni işlerim. Tam
olmam gereken yerdeyim. Kim olduğumun
şaşkınlığını satırlara dökerim. Ben artık bana
yabancılaşan bambaşka biriyim. Kendime biz
diyebilmek için sıfıra güdümlenip ateşlenmiş
rahmet eriyim.
Tektir benim güvendiğim Rabbim.
Ve ben Tek-Bir Rahman’dan
Tek-Biz Rahim’e dönüşenim.
Nasıl olur demeden Levh-i Mahfuz okuyun
derim...
NEDENLER AZALINCA
Anlamadıklarım varsa hayatta, bu sorduğum içindi.
Neden sorduğumu düşündüğümde ise var olanın
bana yetmediğini anlamıştım. Yetmemesinin nedeni,
sonsuzluğu hayal edebiliyor olmamdı. Sonsuzluk tek
cevaptı çünkü bitmez sorularıma ve doymayan
arzularıma.
Ölüm ve doğum sadece bir devinim için olabilirdi bu
sonsuzlukta. Öyleyse bu devinimdeki yerimi bulmalı,
devinimin sebebini anlamalıydım. Neden sabit ve
durgun değildi sonsuzluk? Neden durmazdı yaprak
ağaçta sonsuza kadar? Yoksa canlı mıydı sonsuzluk
aynı bizim gibi? Hareket eden tüm bu varlık durmayı
başaramaz mıydı? Yoksa durmak yerine hareket,
sadece bir seçim miydi? Bildiğimin dışında bir canlılığın
varlığını hissetmek ve iyice anlamak zamanıydı artık.
Çünkü okuduğum bir kitapla bulduğum cevaplar
hızlanarak artmakta ve yeni sorular oluşmaktaydı
zihnimde; hiç tatmadığım bir duyguyla birlikte.
Okudukça küçülen bir ben ve aşkla büyüyen bu
kalp neden? Buldum işte saklı gerçeği ve kalbim de
bunu tasdikledi.
Pekiyi gizlenen görünse bir gün, izleyen gördüğünü
nasıl tanırdı? Bu ancak izleyenin neyi ve niçin izlediğini
bilmesiyle mümkün olabilirdi. Bilmek ise arayanın
aradığını bulduğundan emin olmasıydı. Emin oldum
ben sormayı seven dostlarım. Siz de Levh-i Mahfuz’u
okumaktan geri kalmayın
Anlamadıklarım varsa hayatta, bu sorduğum içindi.
Neden sorduğumu düşündüğümde ise var olanın
bana yetmediğini anlamıştım. Yetmemesinin nedeni,
sonsuzluğu hayal edebiliyor olmamdı. Sonsuzluk tek
cevaptı çünkü bitmez sorularıma ve doymayan
arzularıma.
Ölüm ve doğum sadece bir devinim için olabilirdi bu
sonsuzlukta. Öyleyse bu devinimdeki yerimi bulmalı,
devinimin sebebini anlamalıydım. Neden sabit ve
durgun değildi sonsuzluk? Neden durmazdı yaprak
ağaçta sonsuza kadar? Yoksa canlı mıydı sonsuzluk
aynı bizim gibi? Hareket eden tüm bu varlık durmayı
başaramaz mıydı? Yoksa durmak yerine hareket,
sadece bir seçim miydi? Bildiğimin dışında bir canlılığın
varlığını hissetmek ve iyice anlamak zamanıydı artık.
Çünkü okuduğum bir kitapla bulduğum cevaplar
hızlanarak artmakta ve yeni sorular oluşmaktaydı
zihnimde; hiç tatmadığım bir duyguyla birlikte.
Okudukça küçülen bir ben ve aşkla büyüyen bu
kalp neden? Buldum işte saklı gerçeği ve kalbim de
bunu tasdikledi.
Pekiyi gizlenen görünse bir gün, izleyen gördüğünü
nasıl tanırdı? Bu ancak izleyenin neyi ve niçin izlediğini
bilmesiyle mümkün olabilirdi. Bilmek ise arayanın
aradığını bulduğundan emin olmasıydı. Emin oldum
ben sormayı seven dostlarım. Siz de Levh-i Mahfuz’u
okumaktan geri kalmayın
25 Nisan 2013 Perşembe
ÖLEN BENİM DOĞAN RAHİM
Baktığım yer ölümle biter
Her ölüm yeni bir doğum
Olduğum yer ise ölümle başlar
Son ölümle sonsuzluğa doğum
Eller vardır tetiklere basan
Eller vardır yaraları saran
Diller vardır kalp kıran
Diller vardır barıştıran
Uyuyan vardır yatağında tok tok
Dolaşan vardır garipleri tek tek
Yazan vardır kinle öfkeyle çok
Yazan vardır bir sevgiyle tek
Gören vardır güzeli imrenir
Gören vardır çirkini tiksinir
Gören vardır kendin beğenir
Gören vardır çirkini güzele çevirir
Damla vardır toprağa düşen
Buhar vardır göğe yükselen
Ama dolu sevgiyle titreşen
Tek okyanus vardır bir-leşen
Kötü vardır olsun diye iyi
İyi vardır seçsin diye biri
Bilmeyen nefs seçer ilkini
Rahim nefs bilendir gerçeği
Önceleri yazmazdım böyle emin
Okumasaydım Kitab-ı mübin
Oku ey dost, şimdi dolacak kalbin
Kundaktaki öğrencisiyiz Rabbin
Baktığım yer ölümle biter
Her ölüm yeni bir doğum
Olduğum yer ise ölümle başlar
Son ölümle sonsuzluğa doğum
Eller vardır tetiklere basan
Eller vardır yaraları saran
Diller vardır kalp kıran
Diller vardır barıştıran
Uyuyan vardır yatağında tok tok
Dolaşan vardır garipleri tek tek
Yazan vardır kinle öfkeyle çok
Yazan vardır bir sevgiyle tek
Gören vardır güzeli imrenir
Gören vardır çirkini tiksinir
Gören vardır kendin beğenir
Gören vardır çirkini güzele çevirir
Damla vardır toprağa düşen
Buhar vardır göğe yükselen
Ama dolu sevgiyle titreşen
Tek okyanus vardır bir-leşen
Kötü vardır olsun diye iyi
İyi vardır seçsin diye biri
Bilmeyen nefs seçer ilkini
Rahim nefs bilendir gerçeği
Önceleri yazmazdım böyle emin
Okumasaydım Kitab-ı mübin
Oku ey dost, şimdi dolacak kalbin
Kundaktaki öğrencisiyiz Rabbin
24 Nisan 2013 Çarşamba
KÜÇÜK DEKOR GÜNEŞ
Hiç görmeyen, duymayan, hissetmeyen o Güneş,
milyarlarca yıldır yaşamaktayken; biz sadece yüz küsür
sene mi yaşarız en fazla gerçekten? Yoksa Güneş küçük
bir dekor mu sinema salonumuzda? Güneş olduğu için mi
gölge var, yoksa gölge için mi güneş? Gölge oyunlarıyla
sana yaşatılan bu simulasyon, öğrenmen içindir dediğimde
inanır mısın pekiyi bana?
Kesin kararlar vermeden önce, kulak ver şimdi sözlerime.
Yaşamakta olduğun tüm bu kölelik deseni ve kabul
edemediğin terslikler, sonsuz özgürlüğüne kavuşman için
tasarlandı özenle ve sana özel. Ve sen zorlandıkça çözümler
üreterek yaratmayı, pes ettiğinde ise tekrar ettirilerek pes
etmemeyi, boşluğa düştüğünde ise durmadan devam etmenin
gereğini öğrendin.
“Özgürlüğü öğrenmek ne zormuş başka yolu yok muydu?”
dediğini duyar gibiyim ama bir daha düşün. Evet, özgürlüğü
öğrenmen zor olmazdı eğer köleliği öğrenmen gerekmeseydi.
Ve öyle bir senaryoda zıttını bilmeden öğreneceğin tek şey
ezberler olurdu ve inan bana o ezberler hiç işine yaramazdı
genişleyen sonsuzluğun yurdunda. Şimdi hissedip inanıyorsan
sonsuz olduğuna; öğrenmen için gurbette olduğunu hatırla ve
hiç unutma. Kur’an Levh-i Mahfuz’la buluşup varolmayı
anlamaya başla. Selam Rabbin Rahimleştirdiği öğrenciye.
Selam hepimize.
Hiç görmeyen, duymayan, hissetmeyen o Güneş,
milyarlarca yıldır yaşamaktayken; biz sadece yüz küsür
sene mi yaşarız en fazla gerçekten? Yoksa Güneş küçük
bir dekor mu sinema salonumuzda? Güneş olduğu için mi
gölge var, yoksa gölge için mi güneş? Gölge oyunlarıyla
sana yaşatılan bu simulasyon, öğrenmen içindir dediğimde
inanır mısın pekiyi bana?
Kesin kararlar vermeden önce, kulak ver şimdi sözlerime.
Yaşamakta olduğun tüm bu kölelik deseni ve kabul
edemediğin terslikler, sonsuz özgürlüğüne kavuşman için
tasarlandı özenle ve sana özel. Ve sen zorlandıkça çözümler
üreterek yaratmayı, pes ettiğinde ise tekrar ettirilerek pes
etmemeyi, boşluğa düştüğünde ise durmadan devam etmenin
gereğini öğrendin.
“Özgürlüğü öğrenmek ne zormuş başka yolu yok muydu?”
dediğini duyar gibiyim ama bir daha düşün. Evet, özgürlüğü
öğrenmen zor olmazdı eğer köleliği öğrenmen gerekmeseydi.
Ve öyle bir senaryoda zıttını bilmeden öğreneceğin tek şey
ezberler olurdu ve inan bana o ezberler hiç işine yaramazdı
genişleyen sonsuzluğun yurdunda. Şimdi hissedip inanıyorsan
sonsuz olduğuna; öğrenmen için gurbette olduğunu hatırla ve
hiç unutma. Kur’an Levh-i Mahfuz’la buluşup varolmayı
anlamaya başla. Selam Rabbin Rahimleştirdiği öğrenciye.
Selam hepimize.
23 Nisan 2013 Salı
KORKUSUZCA SEVEBİLMEK
Ne kadar ve nasıl düşünür insan ölümü bilmem ama sık
gelir buralara. Ölüm hep akıldayken başlamak her güne
dünyayla bağımı azaltsa da sevmek lazımdır doya doya.
İşte böyle yaşarım ben. Bir yanım ölüme hasret, bir yanım
yaşamaya. Tüm bu hasretin ortasında bir denge ipi, üzerinde
sıra sıra benim gibi insanlar dizili. O ipin üzerinde korkusuzluğu
öğreniriz önce. Ne ölümden korkarız ne yaşamaktan,
ne kaybetmekten ne kazanamamaktan. Korkusuz olunca sevgi
başka güzeldir çünkü ilk dersi biliyorsundur artık.
İkinci ders sevmenin ve sevilmenin dengesini korkusuzca
kurabilmektir. Öğrenirsin zamanla, bütünü görmeyi başardığında.
Anlarsın ki her baktığın sevgiliyse sana, her bakan sever zaten seni.
Sevgi için ne sen lazımsın sevgiliye, ne de sevgili lazım sana.
Özel bir sevgi istersen de şayet korkusuzluğunu tanıtırsın
karşındakine önce. Gerçek aşkının tek olduğunu ve aslında bütüne
ait olduğunu bilmesini sağlarsın. Beklersin o senin gibi görebilen
sevgiliyi çocuklar gibi. İstersin ki öperek değil de ölerek gelsin
yanına bütünün aşkıyla. Bütüne aşık olsa da senin yanında olmayı
tercih ettiğini bilerek ama.
İşte bu bizim özgürlük hikayemiz. Acele etmeden sabırla
öğrendiğimiz. Levh-i Mahfuz ile pekiştirip müjdelendiğimiz.
Selam bütünümüze.
Ne kadar ve nasıl düşünür insan ölümü bilmem ama sık
gelir buralara. Ölüm hep akıldayken başlamak her güne
dünyayla bağımı azaltsa da sevmek lazımdır doya doya.
İşte böyle yaşarım ben. Bir yanım ölüme hasret, bir yanım
yaşamaya. Tüm bu hasretin ortasında bir denge ipi, üzerinde
sıra sıra benim gibi insanlar dizili. O ipin üzerinde korkusuzluğu
öğreniriz önce. Ne ölümden korkarız ne yaşamaktan,
ne kaybetmekten ne kazanamamaktan. Korkusuz olunca sevgi
başka güzeldir çünkü ilk dersi biliyorsundur artık.
İkinci ders sevmenin ve sevilmenin dengesini korkusuzca
kurabilmektir. Öğrenirsin zamanla, bütünü görmeyi başardığında.
Anlarsın ki her baktığın sevgiliyse sana, her bakan sever zaten seni.
Sevgi için ne sen lazımsın sevgiliye, ne de sevgili lazım sana.
Özel bir sevgi istersen de şayet korkusuzluğunu tanıtırsın
karşındakine önce. Gerçek aşkının tek olduğunu ve aslında bütüne
ait olduğunu bilmesini sağlarsın. Beklersin o senin gibi görebilen
sevgiliyi çocuklar gibi. İstersin ki öperek değil de ölerek gelsin
yanına bütünün aşkıyla. Bütüne aşık olsa da senin yanında olmayı
tercih ettiğini bilerek ama.
İşte bu bizim özgürlük hikayemiz. Acele etmeden sabırla
öğrendiğimiz. Levh-i Mahfuz ile pekiştirip müjdelendiğimiz.
Selam bütünümüze.
RAHİMDEKİ BEBEĞİN RÜYASI
“Öyle sıkılıyorum ki boşlukta gibiyim”
“Öyle bunaldım ki kabusta gibiyim”
“Öyle mutluyum ki rüyada gibiyim ” dediğimizde,
gibiyim kısmı hatalıysa; gerçek bir rüyadayız demektir.
Ya ölmemizin nedeni de diğer rüyamıza geçebilmek için ise.
Gerçek kimliğimizi şekillendiren bu rüyalar, çeşit çeşit rolleri
canlandırdığımız bir düşünme ve oluşma zamanıysa şayet.
Ters ise herşey. Ve düşünmek, öğrenmek, anlamaksa tüm
bunların amacı ve hazır değilsek daha. Hiç uyanmamış
olabiliriz gerçeğe.
Bir rahimde aşk ile büyüyen daha olmamış ; olmadığı için de
doğmamış bebeğiz belki. Hepimize tatlı rüyalar ve kolay bir
doğum diliyorum. Tüm b.b.lere Selam,
“Öyle sıkılıyorum ki boşlukta gibiyim”
“Öyle bunaldım ki kabusta gibiyim”
“Öyle mutluyum ki rüyada gibiyim ” dediğimizde,
gibiyim kısmı hatalıysa; gerçek bir rüyadayız demektir.
Ya ölmemizin nedeni de diğer rüyamıza geçebilmek için ise.
Gerçek kimliğimizi şekillendiren bu rüyalar, çeşit çeşit rolleri
canlandırdığımız bir düşünme ve oluşma zamanıysa şayet.
Ters ise herşey. Ve düşünmek, öğrenmek, anlamaksa tüm
bunların amacı ve hazır değilsek daha. Hiç uyanmamış
olabiliriz gerçeğe.
Bir rahimde aşk ile büyüyen daha olmamış ; olmadığı için de
doğmamış bebeğiz belki. Hepimize tatlı rüyalar ve kolay bir
doğum diliyorum. Tüm b.b.lere Selam,
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)