Arabistan zengindir ama sana "Orada yaşamak ister misin?" diye sorsam hayır dersin. Neden?
Ya da "Al sana bir milyar dolar ama hapisten hiç çıkmayacaksın" desem!
Hadi sen köleliği benimsemişsin ve evet dedin diyelim bu sefer. Demezsin ya! Özgürlüğü benimseyen gözü tok kardeşlerine de mi kızacaksın pekiyi? Sırf senin patronlarını kızdırdılar diye. Emin misin tüm gördüklerinin doğruluğundan? Ya planlı değil de mahalle maçı gibiyse bu olay. Hiç taş atmamışın yanına, bir taş atan koy bakalım. Oldu mu sana mahalle takımı? Ne zaman kalkacak "Kurunun yanında yaş da yanar" sözü tedavülden? Ve kitle değil birey olabileceğiz artık. Kalabalıktaki yaramaz çocuk yüzünden tüm çocukların topunu kesen o kızgın amcalardan mısın yoksa sen de? Ve hiç mi arkadaşının hatası yüzünden seni yakmalarına isyan etmedin bu dünya düzeninde?
Özgürlüğün parayla hiç ilgisi olmadığını elbet hepimiz anlayacağız ama o zamana kadar kard-eşliği , kalp-eşliği unutmamak lazım. Çünkü içimizdekini dışırıda göremedikçe tam bir huzur yok hiç birimize. Selam olsun hepimize.
20 Haziran 2013 Perşembe
İMAN AĞIZDAN DEĞİL KALBDEN ÇIKANDIR
Özgür iradeyi öğrenmek için burada isek; elbette Allah seçimlerimize karışmaz
ve kendi isteğimizle iman etmemizi bekler. 'Zorlayarak iman', imkansız olandır.
Çünkü iman, ağızdan değil kalbden çıkandır.
Bu durumda siz isteseniz bile Allah'ın sizi kurtaramayacağını söylesem garip
gelebilir ama özgürleşebilmemiz için bir de bizim yapmamız gereken kişisel
değişimler vardır. Örneğin kim olduğumuzu bulmak gibi. İşte bu noktada
Levh-i Mahfuz'u tavsiye edebilirim hepimize.
Anladığım o ki sonsuz Rahmetle dolu bir evrende
Kötü sadece İyi olabilsin diye var.
İyi ise birilerinin seçebilmesi ve doğru tarafa geçebilmesi için.
Ve doğru olan, iyiyi seçmek ve taraf olmaksa;
o taraf , Arafta kalmaktan daha güzeldir elbet.
Doğru olan, günümüz dünyasında insanların ve tüm canlıların hepsini ayırmadan
mazlumu evrensel olarak görebilmektir. Özgürlüğün olmadığı yerde ise para
sadece zulüm aracı olabilir. Her hareketten korkanlar ise içinden çıkılmaz bir
paranoyanın esiri olmuş tarafsızlardır bence. Bence demem sizi yanıltmasın benim
gönlümdeki kelime sadece hepimizcedir. Ve bir gün her birimiz bu gerçekle elbet
yüzleşeceğiz. O güne kadar kalp kırmadan konuşmaların yanındayım.
Selam ve sevgiyle,
Özgür iradeyi öğrenmek için burada isek; elbette Allah seçimlerimize karışmaz
ve kendi isteğimizle iman etmemizi bekler. 'Zorlayarak iman', imkansız olandır.
Çünkü iman, ağızdan değil kalbden çıkandır.
Bu durumda siz isteseniz bile Allah'ın sizi kurtaramayacağını söylesem garip
gelebilir ama özgürleşebilmemiz için bir de bizim yapmamız gereken kişisel
değişimler vardır. Örneğin kim olduğumuzu bulmak gibi. İşte bu noktada
Levh-i Mahfuz'u tavsiye edebilirim hepimize.
Anladığım o ki sonsuz Rahmetle dolu bir evrende
Kötü sadece İyi olabilsin diye var.
İyi ise birilerinin seçebilmesi ve doğru tarafa geçebilmesi için.
Ve doğru olan, iyiyi seçmek ve taraf olmaksa;
o taraf , Arafta kalmaktan daha güzeldir elbet.
Doğru olan, günümüz dünyasında insanların ve tüm canlıların hepsini ayırmadan
mazlumu evrensel olarak görebilmektir. Özgürlüğün olmadığı yerde ise para
sadece zulüm aracı olabilir. Her hareketten korkanlar ise içinden çıkılmaz bir
paranoyanın esiri olmuş tarafsızlardır bence. Bence demem sizi yanıltmasın benim
gönlümdeki kelime sadece hepimizcedir. Ve bir gün her birimiz bu gerçekle elbet
yüzleşeceğiz. O güne kadar kalp kırmadan konuşmaların yanındayım.
Selam ve sevgiyle,
Şeytan yerleşik krallardan para pompalıyor şimdi
"Düzeliyor bak. Asıl bunlar düzen bozucu"
dedirtmek için dinleyenlerine.
Şeytan elindeki son kozu oynuyor. PARA.
Oysa dünyaları versen de özgürlüğümüzü ,
insanlığımızı satmayız diyen genç yürekler
sarmış dört bir yanı. Şeytanın dokunamadığı
tek yer de yürekte saklıdır unutmayın.
Şüphe üreten beynimizi susturup
hepimiz için atan o kalbimizi
duymanın vakti gelmedi mi hala?
Selam ve sevgiyle,
ATLA BU TARAFA , KALMA ARTIK ARAFTA
Hz. Muhammed yaşadığı ortamın zulüm dolu düzenine karşı ayağa kalktığında etrafındakilerin de Allah’tan vahiy aldığını mı düşünüyordu? Ya da yanındaki tüm arkadaşları Kur’an’ı çok iyi idrak etmiş ve hayatına geçirmeyi başarabilmiş kamil insanlar mıydı? Onlarla yürümek için bekledi mi yoksa yürürken gördüğü hataları mı düzeltmeye çalıştı? Günümüzde farklı olan ne? Ortam hala zulüm ile dolu iken beklediğimiz ne? Kurtarılmayı bekleyen değil kurtarıcının ta kendisi olmamız gerektiğini anlamalıyız artık. Ben bunu Levh-i Mahfuz’u okuyunca anlayıp hazırlandım ama ilk suya atlayış gerçekten sancılıymış. Bu yüzden hiç kimseye kızamıyor ve hepimize kolaylaştırılmış atlayışlar diliyorum. Selam ve sevgiyle,
Hz. Muhammed yaşadığı ortamın zulüm dolu düzenine karşı ayağa kalktığında etrafındakilerin de Allah’tan vahiy aldığını mı düşünüyordu? Ya da yanındaki tüm arkadaşları Kur’an’ı çok iyi idrak etmiş ve hayatına geçirmeyi başarabilmiş kamil insanlar mıydı? Onlarla yürümek için bekledi mi yoksa yürürken gördüğü hataları mı düzeltmeye çalıştı? Günümüzde farklı olan ne? Ortam hala zulüm ile dolu iken beklediğimiz ne? Kurtarılmayı bekleyen değil kurtarıcının ta kendisi olmamız gerektiğini anlamalıyız artık. Ben bunu Levh-i Mahfuz’u okuyunca anlayıp hazırlandım ama ilk suya atlayış gerçekten sancılıymış. Bu yüzden hiç kimseye kızamıyor ve hepimize kolaylaştırılmış atlayışlar diliyorum. Selam ve sevgiyle,
19 Haziran 2013 Çarşamba
Taslak…
NETOKRASİ
“BİZİ GÜT DEĞİL, BİZİ GÖZET”
Cumhuriyeti daha canlı ve özgür yaşamak için atılan bir adımdır bu. Demokrasi ve interneti seven tüm insanlara sesleniyoruz. Bu ikisinin birleşiminden doğacak yeni bir kavramın hayalini canlandırmaya var mısınız? Netokrasi olarak adlandırdığımız bu kavram daha önceleri de düşünülmüştür elbet ama biz Türk gençliği olarak bu düşü, artık gerçeğe çevirmenin vaktinin geldiğine inanıyoruz. Sesimize kulak verin. Artılarını ve eksilerini yazdıkça Netokrasi sisteminin gerekliliğine siz de katılacaksınız. Bu sistemi hep birlikte konuşalım, düşünelim sorunlarını çözelim ve şüphelerini giderip hayata geçirelim.
Bıkmadınız mı hâlâ sizin adınıza yanlış kararlar alanların sizi kandırmaya çalışmasından? Bıkmadınız mı hâlâ particilik adı verilen uygulama ile hak etmeyenlerin, hak etmedikleri yerlere gelmesinden? Bıkmadınız mı hâlâ kendisi ve yakınlarının çıkarları için ülkemizin tüm zenginliğine el uzatanlardan? Bıkmadınız mı hâlâ yaşam tarzınıza müdahale edenlerin sandıkların arkasına saklanmasından? Demokrasiyi hep birlikte üst versiyona güncelleyelim şimdi. Particiliğin ve haksızlığın bittiğini görmek istiyorsanız, siz de desteğinizi verin. Netokrasi ile yaşamaya başlamanın zamanıdır artık.
Siyaseti hiç sevmeyen fakat demokrasiden başka bir yönetimi de kabul etmeyenlerin sistemidir Netokrasi. Günümüz demokrasisi, oyların sandıklara emanetiyle başlayıp sayım sonucuna göre tüm kararların parti çatısında toplanmış kişilere emanetiyle uygulanmaktadır. Üstelik parlamento çoğunluğunun sağlanamadığı koalisyon hükümetleri fiyaskolarını da hatırlatmak isterim. Bu devirde, güven gereken banka işlemlerini bile saniyeler içinde bankaya gitmeden yapabilen bizler hâlâ oylarımızı sandık başlarında sıra bekleyerek mi kullanacağız? İnternetin nimetleriyle daha yeni tanıştığımızı unutmayın. Netokrasi o nimetlerin en güzellerinden biri olmaya aday. Cesur ve girişimci bir teknoloji hareketini bekliyor sadece. Ya internet çökerse gibi korkuları ve güvenlik açıklarını da düşündük merak etmeyin. Yeni fikirler ile beslenmeye açık geliştirilebilir bir fikirdir bu.
Bu sistemi hayata geçirmenin yolu, bir parti kurup hükümet olduktan sonra yapılacak düzenlemelerle mümkündür. Netokrasi sistemi kurulup gerekli kontrol sistemleri ve acil durum tedbirleri de düzenledikten sonra ise bu parti kenara çekilecektir. Bu partinin tek seçim vaadi Netokrasiyi hayata geçirmek olacaktır.
Yasama Yürütme ve Yargı birimleri arasındaki ayrımın daha keskinleştirilerek bağımsızlıklarının sağlanması için Atama ve Denge adında iki yeni bir birim daha kurulacak. Bu birimler diğer üç birimin kendi içindeki adil atama sistemini sağlayıp aralarındaki problemlerin de çözülmesini sağlayacak nitelikte düzenlenecek. Böylece tüm birimlerin daha hızlı ve dengeli yürümesi sağlanabilecek. Tüm bu birimler otonomilerini kazanıp işleyiş dengesi sağlandığında yaptıkları sadece denetlemek ve idare etmek olacak. Yönetme yetkisi ise gerçek halk iradesinin anlık olarak yansıyan oylarıyla bütüne yayılacaktır. Bu gerçekleştiğinde görülmemiş bir ortak bilinç deneyiminin ilk tanıkları olacağız. Şimdi tüm birimleri inceleyelim.
1-YASAMA: Yasama artık tümüyle halka yayılacağı için bu bölümde aslında yasama yetkisinin denetçilerinden bahsedeceğiz. Bu denetçiler genel seçimle başa gelen bir Cumhurbaşkanı ve Üst Kurul’dan oluşacak. Üniversite mezunu olma şartı ile seçilecek bu kurul; internet ağının uzun süreli kopması gibi özel veya savaş durumu gibi acil durumlarda geçici olarak ülke yönetimini oy çokluğu esasına göre temsil hakkına sahip olabilecek. Bunun dışında netokrasi sisteminin işlerliğini ve denetimini sağlamak ile atama biriminin güvenilirliğini denetlemek bu kurulun diğer iki görevi olacak. Bu kurulun tüm yetkileri sadece bunlarla sınırlı kalacak.
2-ATAMA: Yöneticilerin, atama konusundaki keyfi kararlarının önüne geçebilmek için Merkezi Sınav ve Atama Birimi(MSAB) kurulacak. Bu birim çalışanlarının denetimi sınavla atanmayan tek birim olan Üst Kurul tarafından yapılacak. MSAB kontrolünde tüm bakanlıklardaki atamalar merkezi olarak yapılacak. Sınavlar çoktan seçmeli test usulünce yapılan branş sınavları olacak. Üst düzey görevlilerin atamalarında ise merkezi sınava başvuruda kıdem esası ve sertifikasyonlar dikkate alınabilecek. Kendi sınav sisteminin düzenlenmesinde tüm kurumlardaki personelin oy hakkı olup netokrasi burada da devreye girecek. Böylelikle tüm kurumların doğru idarecileri seçebilmesi sağlanacak. Takdir edersiniz ki bir kurumun içindeki ihtiyaçları en iyi o kurumda çalışanlar bilebilir. Atama biriminin doğru kararları gerçek hayatta
tartışmasız bir adalet göstergesidir bunu da unutmayın lütfen. Bu adaleti sağlamak için bulunan çözümün günümüzde sadece üniversite girişinde kalması ne kadar da komik değil mi? Anlaşılan atama saltanatı henüz yıkılmamış. KPSS gibi sınavlardan bıkmış olanlarımıza da şunu hatırlatmak isterim ki meclis sıralarında torpil kağıtlarını görmekten çok mu memnunsunuz? Ya da plansız programsız her yere üniversite açan oy düşkünü politikacıları mı sevmektesiniz?
3-YÜRÜTME: MSAB ile tüm bakanlık teşkilatlanması yeniden düzenlenecek. Mümkün olan en az personel ile iş organizasyonu yapılacak. Bakanlıkların yetki alanları ve yeni düzenlemeler ise oylamaların sonucuna göre hızla değiştirilebilecek.
4-YARGI: MSAB ile yargı atamaları da yapılacak. Yargı Kurulu da MSAB tarafından özel mesleki deneyim ve tecrübelere sahip adaylar arasından yine merkezi sınavla atanacak. Bu Yargı Kurulu, Üst Kurulu yasalardaki izinle denetleme yetkisine sahip olacak ve gereğinde genel seçim kararı alabilecek.
5-DENGE: Yasaların uygulanabilirliğini; Yargı Kurulu ile anayasal çerçevede, Maliye Bakanlığı ile ekonomik çerçevede veya diğer bakanlıklar ile bağlantısı çerçevesinde değerlendirecek birimdir. Bu birim üyeleri de MSAB ile atanır. Bu birim; yasadan oluşabilecek uyumsuzlukların dengesinin sağlanması için halkı bilgilendirecek ve yasayı gözden geçirip önerilerde bulunacaktır. Yasalaşmadan önce son basamak olarak kabul ve red oyları arasındaki farkın anlamlılığının tespitini sağlayacaktır. (Bu farkın oranına göre yasalaşma süresi değişikliğine karar verecektir. Örneğin fark %90 ve üzeri ise bir hafta yasalaşma süresi beklenirken; fark %10 ve azı ise süre üç ayı bulabilir gibi). Denge birimi yasama kontrolünde son basamak olduğu için bu birim, Üst Kurul denetiminde görevini yerine getirir.
NETOKRASİ SİSTEMİNDE HALKIN OYLAMALARA KATILMA ŞEKLİ
1-KİMLER OYLAYACAK:
18 yaşından büyük her T.C. vatandaşı oylamalara katılabilecek.
2-NELER OYLANACAK:
Halk tarafından belli aralıklarla Cumhurbaşkanı ve Üst Kurul seçimleri oylanacak. Her vatandaş yasa teklifi verebilecek. Verilen yasa teklifleri, internette yayınlandıktan sonra yeterli oya ulaştığında Denge birimi tarafından incelenecek. Onaylanmayan yasalar aynı sitede sebepleri halka sunularak önerilerde bulunulacak ve gözden geçirme istenecek. Onaylandığında ise genel oylamaya sunulacak. Belirlenen süre sonunda genel oylamadan da galip çıkan teklifler yasalaşacak ve yürütme sürecine alınacak. Fakat o yasa için oylama bölümü siteden kalkmayacak. Yürürlüğe girdikten sonra uygulamadan memnun kalmayanların da düzeltme hakkının olabilmesi için yasalaşmış tüm oylamalar sitede devamlı bulunacak. Tersi durum gerçekleşirse yasa iptal olup yürürlükten kalkabilecek.
3-NASIL OYLAMA YAPILACAK:
Akıllı cep telefonlarına parmak izi ya da kornea taraması ile açılabilen özel bir uygulama yüklenecek. Kişisel bu cep telefonları T.C. kimlik numarası ile eşleştirilecek. Dileyen cep telefonunu bilgisayarına bağlayarak oylamalarını bilgisayar üzerinden de yapabilecek. Sistem kullanımının yaygınlaşmasına kadar interneti kullanamayan vatandaşlar ise muhtarlıklardan istediği oylamayı video kaydı eşliğinde parmak izi ile yapabilecek.
4-HERŞEYİ Mİ OYLAYACAĞIZ:
Elbette hayır. İnsanlar sadece diledikleri ve ilgilendikleri yasaları oylayacaklar. İstemeyen oylamalara hiç katılmayabilecek bile. Oylamalara ilk katılımda ise güvenlik kontrolü gerçekleştirilecek. Oylamalar internet sitesinde bakanlıklara ayrılarak sınıflandırılacak. Dileyen istediği bakanlıkla ilgili oylamalara doğrudan ulaşabilecek. Örneğin bir sanatçı Kültür Bakanlığı sitesinde oylama yaparken bir avukat Adalet Bakanlığı sitesindeki oylamalarla ilgilenebilecek. Ama kimseye oylama sınırlaması da olmayacak. Tüm oylamalar herkese açık olacak. Elit sınıf asla olmayacak.
5-OYLARIN SAYIMI VE GÜVENLİĞİ NASIL SAĞLANACAK
İnternet yoluyla verilen tüm oylar online ve sürekli olarak sitede oy kullanan kişilerin adı, soyadı ve T.C kimlik numaraları ile yayınlanacak. Böylelikle kişiler verdikleri oyların geçerliliğini kendileri kontrol edebilecekler. Oylamasına müdahale edildiğini düşünen kişinin uyarısıyla veya randomize aranılan kişilerin oylarının kontrolünü sağlayan birimin uyarısıyla başlayan hukuksal inceleme sonucu hata tespit edildiği takdirde Yargı Kurulu Üst Kurulu bu hatanın sebebini bulması ve düzeltmesi yönünde uyaracak. Hatanın kaynağının tespit edilememesi durumunda ise Üst Kurul ve Bilgi İşlem birimindeki tüm görevlilerin görevi fesh olacak. Yeni bir Üst Kurul seçimi için Cumhurbaşkanı genel seçim kararı alacak. Bilgi İşlem birimini yeniden oluşturmak için ise MSAB yeni sınavı hızla gerçekleştirecek.
13 Haziran 2013 Perşembe
DIŞ GÜÇLERİN DÜŞÜŞÜ
İÇ GÜCÜN KEŞFİNDE SAKLI
Etrafında gelişen her olayı; “Dış güçlerin oyunu bu” diye düşünen
herkese soruyorum: İçinizdeki paranoyanın farkında mısınız?
Hiç bitmeyecek olan bu düşünce tarzınız, siz tek başınıza iktidar
bile olsanız “Acaba beni maşa olarak mı kullanıyorlar?” şeklinde
sizinle birlikte gelmeye devam edecek ve asla peşinizi bırakmayacaktır.
Bunun nedeni, herşeyi ve herkesi kontrol altına almış, yıkılamaz bir
zorba güce korkarak inanmanızdır. Bu korkunun içinden çıkamadığınızdan;
içinizdeki sevginin gücüne olan inancınızı da kaybetmişsinizdir. Siz
farkında olmasanız da sevgiye değil güce tapmaktasınızdır artık.
İçinizdeki sevginin topraklarına ise peygamber kadar cesur adamların
sevginin yaratıcı gücü olan Rahman’a olan aşklarıyla kavuşabilirsiniz
ancak. O sevgiye ve özgürlüğe kavuşabilmenin yolu, köle olmadığınıza
inanarak attığınız ilk cesur adımla önünüze serilecektir. Bekleyerek o
hayale kavuşamazsınız. Ancak bilgiyle ve cesur adımlarla kavuşursunuz.
O bilgi ise Levh-i Mahfuz ile hepimize gelmiştir. Hepimize Selam ve sevgiyle.
İÇ GÜCÜN KEŞFİNDE SAKLI
Etrafında gelişen her olayı; “Dış güçlerin oyunu bu” diye düşünen
herkese soruyorum: İçinizdeki paranoyanın farkında mısınız?
Hiç bitmeyecek olan bu düşünce tarzınız, siz tek başınıza iktidar
bile olsanız “Acaba beni maşa olarak mı kullanıyorlar?” şeklinde
sizinle birlikte gelmeye devam edecek ve asla peşinizi bırakmayacaktır.
Bunun nedeni, herşeyi ve herkesi kontrol altına almış, yıkılamaz bir
zorba güce korkarak inanmanızdır. Bu korkunun içinden çıkamadığınızdan;
içinizdeki sevginin gücüne olan inancınızı da kaybetmişsinizdir. Siz
farkında olmasanız da sevgiye değil güce tapmaktasınızdır artık.
İçinizdeki sevginin topraklarına ise peygamber kadar cesur adamların
sevginin yaratıcı gücü olan Rahman’a olan aşklarıyla kavuşabilirsiniz
ancak. O sevgiye ve özgürlüğe kavuşabilmenin yolu, köle olmadığınıza
inanarak attığınız ilk cesur adımla önünüze serilecektir. Bekleyerek o
hayale kavuşamazsınız. Ancak bilgiyle ve cesur adımlarla kavuşursunuz.
O bilgi ise Levh-i Mahfuz ile hepimize gelmiştir. Hepimize Selam ve sevgiyle.
4 Haziran 2013 Salı
Selam everyone,
Tek Tanrıya inandığını söyleyen herkes
O'nu doğru idrak etmeye çalışmalıdır.
Empati yapmak en iyi idrak yöntemlerinden biridir.
Öyleyse diyorum ki :
"Karşında gördüğün biri varsa O'nu anlayamıyorsun demektir"
İşte bu yüzden herkesi seviyorum.
Sadece rollere kızıyorum. Levh-i Mahfuz okuyorum
Tek Tanrıya inandığını söyleyen herkes
O'nu doğru idrak etmeye çalışmalıdır.
Empati yapmak en iyi idrak yöntemlerinden biridir.
Öyleyse diyorum ki :
"Karşında gördüğün biri varsa O'nu anlayamıyorsun demektir"
İşte bu yüzden herkesi seviyorum.
Sadece rollere kızıyorum. Levh-i Mahfuz okuyorum
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)