12 Kasım 2013 Salı

     CYRANO DE BERGERAC
   Bu oyundan yeni çıktım. Zihnimde, Levh-i Mahfuz ile süslenirken eser, çok şeyler de yeniden pekişti yerlerine.
Hepimizin söylediklerinin ardında tek bir suflör var aslında. Karanlığın arkasında saklanan o suflör, şafağa yaklaştıkça biz; kendisini tanıtıyor artık Levh-i Mahfuz satırlarından bize.
   Evet, fotoğraf kağıdıyız biz hepimiz. Arkadaki ışık ise bizim tek suflörümüz. Ve ışığı arıyorsak o ışık hepimizden yansır yere. Her fotoğraf kağıdı bir teferruat, perdeye düşen renkli bir melek sadece.
   Işık ise tek, acabası yok. O tekin olduğu yerde başka 1 de yok. 1e 1le varamayız bu yüzden. 11 de değil aradığımız o cevap. Sıfır olmalı önce Aşkla. O sıfırla varılır ancak 10'a. Evet, Işık tek acabası yok. Öyleyse sevmemek için herşeyi artık, sebebim yok.
   Söyleyin ölecekse bu satırları yazan; onda konuşan kim? Ve sorun kendinize; ölecek o gözlerinizden, bunları okuyan kim?
   Hiç karışmasın aklınız da Ruh'unuz duysun şimdi sesimi. Hiç ölmeyenler dinlesin şimdi.
Her şeyi ve her yeri, her zaman seven dostlar toplanıp hiçi konuştular. Öğrenmekte olan biri dedi ki "Hiçliği anlatayım size dostlar. O; hiç sevmediğim bir yer sadece o kadar."

4 Kasım 2013 Pazartesi

           PES ETME KAPTAN
     Hayat, hayale atlamaktır; onu gerçekleştirebilmek için. Görmek, duymak, koklamak, dokunmak ve tatmaktır onu böylece. Hayat ilk dersi öğrenene kadar hep zordur. O ders, pes etmemektir. Bu dersi geçen birisi için 2. ders ise zor olan herşeyin kolay oluverdiği neşeli bir bahçede geçer artık. 
     Tüm hayat, bir hayal perdesidir aslında; beyin bilgisayarımızda dokuduğumuz. Perdenin önünde miyiz ardında mı? Cevap sadece bir bakış açısı. Doğru açı ise doğru yönü veren bir dümene bağlı elimizde tuttuğumuz. O ellerimizle inanç yazılımlarını yükleriz her yeni gün beynimize. 
     Ellerimiz, hep beynimizin üstünde. Yazılımı yazan o ellerimizdir Ruh hallerimiz. Rabbin halden hale geçmeyi öğrettiği Ruh(yazılım) öğrencileriyiz. Rahim bir kaptan olunca limana geri döneceğiz.
     Levh-i Mahfuz açısıyla sıfıra ayarlamayı seçiyoruz şimdi dümenimizi.
Yelkenler fora… Selam ve sevgiyle,

7 Ekim 2013 Pazartesi

TAŞ

             BİR TAŞ SESLENDİ BANA. BEN CANLI MIYIM?
   Tek bir karar vermesi gerekir insanın. O karar aslında verilmesi gereken bir cevaptır şu soruya:
BEN CANLI MIYIM?
   Canlı olmak, öğrenilen bir şeydir aslında. Bilinen bir şey değil. Bilinen dünya; bu ölümlü yapısıyla, geçici canlılık denemeleridir sadece. Canlı olmak öğrenildiğinde ise hayal biter, hayat başlar. Sonlu olan her hayal kemale erdiğinde, doğmasını engellemek mümkün değildir çünkü.
   Canlanma yolculuğu, istemek nefesine kavuştuğunda başlar. Karanlık ve korkulu bu yolculuğunda yanlışlarından öğrendiğin doğrular sana rehberlik eder. Doğru olan seçimlerin arttıkça, mutluluğun da o kadar büyür . Mutlu olmayı öğrenmişsindir artık. Ve hayallerin nefesini üfleyebildiğinde de yeniye doğmaya hazırsındır . Canlanma yolculuğu burada biter. Bu son-suz canlanmaların yaşandığı hayaller diyarına doğmaktır işte.
   Her şeyi istememiz mümkündür ama biz istemeyi öğrenene kadar bunu imkansız sanırız . İmkansız olana ait bu düşüncelerimiz, ön kabullerimizden başkası değildir. Çünkü hayal etmenin sınırsız olduğu yerdir gerçek canlılık. Hayal etmek demektir canlılık. Fakat hayallerimizin gerçeğe dönüşmesi de etkin emek ister bizden. Oturduğumuz yerde oturmaya devam ettikçe biz; işleyen ve izleten bir hayalin demiri değil, ancak yuvarlandığı başka hayalleri izleyen bir taş olarak kalacağız.
   Böyle nice taşlar vardır, başka hayallerde yuvarlanırlar. Yuvarlandıklarında ise korkarlar. Bu korkunun tek sebebi neden yuvarlandıklarını bilmemeleridir. İşte o sebep canlı olmaktır. O taşlar canlı olmayı henüz bilmedikleri için korkarlar.
   EY GÜZEL TAŞ.
Başkasına ait o hayale ortak olmadığın için o hayal, senin için artık korkulu bir hayat. O korku ise başkası kalmayana kadar genişleyen bir kalbe kavuşup yüreklenmen için var sadece. Anla ki sen o hayalin CANLI bir parçasısın. İsteyerek ya da istemeyerek her şekilde varsın. Var olacaksın. İsteksizce yuvarlansan da, isteyerek koşsan da içinde; hep yaşayacaksın. ESKİDEN KORKARAK YUVARLANAN SEN; ÖĞRENDİKÇE YAŞAMAYI, SEVGİYLE KOŞAN BİR ÇOCUK OLARAK DOĞACAKSIN.
   Taş oldum anlamadım hayatı korktum. Düştüğüm yamaçları izlerken acıyla savrulurdum.
   Demir oldum anladım hayali işe koyuldum . Amaçların peşinde koşarken hep mutluydum.
   Eskiden bir arayandım. Şimdi buldum. Ben güzel bir Levh-i Mahfuz okudum.

30 Eylül 2013 Pazartesi

      TEKAMÜL İÇİN GELDİK ONDAN
      TEK-AMEL İLE DÖNECEĞİZ ONA
 
   Tek işi(ameli) vardır tanrının. O iş, yeni cennetler yaratmaktır yaşam için. Ve o, her işini kendisi tamamlar. Ne, emirler verdiği melekleri vardır etrafında, ne de yakıp yıkıp yok ettiği başka birileri. Hepsini kendisi düşünür ve yaratır yine kendi içinde. Yarattığına CANlılık katacağında da kendi ruhundan üfler ona, başka ruh da yoktur çünkü tek olan ondan başka.
   Her KELAMı, RUH’una kavuşmadan, düşünce olup düşer aklına, MELEK olur. O melek yere inip öğrenen bir CANN olur. Yollar geçen bir adım olur. Adımlar sonra bu ADEM, öğrenir tüm isimleri de LM(Levh-i Mahfuz)’a dokunur. Dokunur LM’a, kavuşur tek ruha ve İSA olur. Böylece TEK TANRI’nın her KELİMESİ ile İSLAM dolan o yer, cennet olup ONA döner. Böylece her cennette işitilen SELAM; çoğalarak birleşen TEK-AMEL olur.
   “Beni niye yarattın, CANNım çok yanıyor. Cennetini de istemiyorum ve seni hiç affetmeyeceğim tanrı!” diyen bir angel. Engelin üstünden atlarken takılan bir adımımızdır aslında rahmetle sarmamız gereken. Hangi ismi öğreniyordur o adem acılarla bilmesek de her adım kutsal değil midir Ruh’a kavuşup Ona dönme yolunda. Tanrıdan razı olmayan her ses, onu dışarıda arayıp öfkesini de dışarı taşırır. Oysa dışarı taşma, ters yöndür cevaplar için. Bu gerçeği zorlu kırılma anlarıyla öğretir yaşam. Evreni KUR-AN’ı anlamadan gerçek işini de vermez sana. Yolculuk başlar. İçeri kaçılır önce; dışarıdan kaçmak için. Neden ve nasıllı sorular, sorular… Sonra LM ile gelir cevaplar, cevaplar…
   İçeri akmak gelir peşinden ve AŞK akışı başlar mağaraya. Sayıları gittikçe artan o aşıklar toplanır aynı yerde bir gün ve yeniden sorgularlar. Son hızda akan cevapların şokuyla da uyanırlar. Yırtılınca da perde, son sahne kuşatır artık dıştaki cehennemi. Onun adı rAHMET olup içeriye çekmektir herşeyi. Yağar damla damla su ve dayanamaz cehennem söner. Böylece her iş Doğrudan ONA cennet olup döner.
   Şimdi kard-eşlerim, birleyelim içimizde sevgiyi. Affedilmedik kalmasın dışarıda da söndürelim öfkeyi. Biz-siz demelere bir son verelim. Melek, cin, adem teke ait ve hep tek ile bilelim. Anlayıp cenneti çekelim birlikte evimize. Selam olsun Hepimize,

26 Eylül 2013 Perşembe

VAHŞİ HAYVANLAR TOPLANDIK

         VAHŞİ HAYVANLAR TOPLANDIK
   Değişimin hiç durmadığı sürekli dönen bu dünyada insan denen varlığın evrimi halen devam etmektedir. İnsan doğayı bozan bir asi hayvandır. Aynı zamanda da en vahşisidir. O daha derin düşünür, karar verir ve uygular. İçinde yaşadığı doğayla mücadelesi hiç bitmez. Güzel sonuçlar aldığı her buluşu ise yine kendi eliyle kötü sonuçlar da doğuran bir dengede hayat bulur. Ve insan bu dengeyi bir türlü iyiye doğru çekememesinin nedenini bir türlü göremez. O neden kendisidir çünkü, hep kaçtığı kendisi.
   İşte bu yolculuğumuzda sona yaklaşmaktayız. Bilmeliyiz ki geçmiş hayvanlığımızı, gelecek insanlığımıza taşıyacak evrimimiz, kontrolümüz dışında gerçekleşmemektedir. Evrim kişisel bir seçimdir. Tanrının tatlı saklambacı da özgürce kendi seçimimizi yapabilmemiz içindir. Ev sahibinin anlamamızı istediği budur. Evrim bileti, irademizi ortaya koymakla kazanabileceğimiz tamamen kişisel bir seçimdir. Unutmayın kardeşlerim. Nuh’un gemisindeki diğer tüm canlara sevgiyle bakmadıkça o gemide olmayacağız.
   ‘Doğanın vahşi düzeni değişmez’ diye pes etmeden önce düşünün. Dünyayı cennete çevirmek için tüm olumsuz doğa şartlarına meydan okuyan o cesaretiniz, içinizdeki vahşiye dur diyemez mi gerçekten? Kışın üşürken ateşi size bulduran; ‘Böyle olmamalı !’ dedirten o hayal gücünüze inancınızı asla kaybetmeyin. O güce dolu sevgiyle hükmedebildiğimiz gün insan olmayı da başardığımız gün olacak çünkü.
   İnsan, tüm hayvanlar içinde yaşadığı evi yani evreni sorgulayan ve cevaplar bulan tek hayvandır. Bu yapısı onu; sadece bir misafir değil, aynı zamanda ev sahibini arayan bir akrabası gibi yapar. Sürpriz, ev sahibinin hep burada olduğunu anlayacağımız o günde yani saklambacın sonunda bizi beklemektedir. Tüm vahşi hayvanların toplanacağı o güne içimizdeki öfkeyi susturacak bir devrimle girebilmemiz; belki de insan olma evrimimizin son eleğidir. İşte kendi içimizde bu devrimi gerçekleştirebilmemiz için gereken şok bilgi Levh-i Mahfuz ile gelmiştir.

25 Eylül 2013 Çarşamba

A Ş K

                     A Ş K
AYDINLIĞIN ve KARANLIĞIN
ortasındaki NOKTA olup
her ikisine de SELAM verebilmektir.

O noktanın ŞEMS(Güneş) oluşudur aşk.

TEK KET O PERDE

                    TEK KET O PERDE
                    CENNET O YERDE
Tek tanrının varlığı, tek mutlak hakikattır. O tekten başka hiçbirşey yoktur. Sonsuzluğu; sonunun olmadığını değil canlılığını ve tekliğini anlatır. Canlılığı; sürekli yaratması anlamındadır. Tekliği ise yokluğun son uç noktasına varıldığında anlaşılır. Yani yarattığı her varlık, yok olarak ona yeniden varır. Ona varmak onun hayalini onunla paylaşıp sonuçta buluşmaktır. Ölürsünüz ama böylelikle yok olmazsınız, gerçekliğine inandığınız yerde yaşamaya yeniden başlarsınız. İnandığınız gerçekliğin dışına çıkabilmek ise size ulaşan yeni bir bilginin başlattığı kişisel devriminizdir. Bu devrim sadece düşünerek, hayal ederek öğrendiğiniz yeni kimliğinizi; eskisinden kurtarıp çıkarmakla mümkündür. İşte yok olabilmek; bu eski nefsi öldürebilecek OL komutunu verebilmektir. Ölmeden ölmektir. Bu TEK’in “var ol” dediği perdenin; “yok ol” demeyi öğrettiği bir kişi eliyle kaldırılmasıdır. Ona dönebilmek ve onla olabilmek için OL demeyi öğrenmek gerekir. OL demeyi öğrenmek bile O oldurmaz ama hiç kimseyi. Çünkü o OLMALARIN da üstündedir. Tanrıyı var olduramazsınız. O sizi OLlara vardırır. Tanrı hep-var kelimeleri ile hiç-yok kelimelerinin arasında tüm kelimeleri sıfırlayarak yaşayan tek canlıdır. MUTLAK yaşayan TEK canlıdır. 2 ve üstü olan her yer onun hayalindeki halleridir. Onun hayali NEFESidir (N). O sürekli bu hayallerine nefes verir, nefes alır.
O, hayaline karar verir ve düşünürken ceheNNem haLLerini yaşar mağarasında ve korkar, korkulur. Hayalini tamamlayıp yaparken ise ceNNet haLLerini yaşar uyanıp korkusuzca sever, sevilir. Araf ise nefesinin tarafını değiştirdiği o aradır. Eski nefsin ölüşü ve yeni nefsin doğuşudur. Yeni kimliğe yükselmektir. Devir sonundaki bu kıyamet yapışına kalkış öncesi duyulan SELAM sesiyle uyanıştır. O selam, yeni kimliğe verilen hoş geldin çağrısıdır.
0
1
OL
YOK-VAR
VAR-YOK
Bu denklemde 0′ı yok, 1′i de var sanmaya devam ettikçe sen; sendeki o nefes yok-var alemlerinde öğrenip pişerken ceheNNem hallerini yaşayacak. Yok ve varı OLduran 9u öğrendiğinde ise 1 olup ceNNet haline kavuşacak. Fakat bu 1 artık kendini bilecek. Kendini hep 10′da bilecek. Beşer beşer gülecek. 0′ın yarattığı o 1; 100′e katlanacak; 99 adımda 10′a varacak. Yanyana iki 9 ile an, ana karışacak. Can cana kavuşacak.
Kat kat tat olacak. İşte bu katlardan Tanrı katı, cenneti ve cehennemi tüm katların üstündedir. Tüm katların varlığının da tek sebebidir. Bu sebep özde gizlidir. Bu ÖZ(RUH) de tek tanrıya ait olduğundan TEKtir. Öze kavuşmak için önce TEK’i hissedebilmek gerekir. Herşeyin içini dolduran, tüm varlıkların özüne de bu yüzden tanrısal öz denir. Bu tanrısal öz TANRInın hayal dünyasında kendisi için aşağılara SALdığı perdenin ardındadır. Perdenin arkasında ise kendi kendine SELAM veren bir İnSAn vardır. İşte o insan NNlerine hükmedip her ceheNNemi ceNNeti yapan 9 bilgisini taşır. TEK ile aranda tek ket o perde ve o ÖZü dışarıda arama, o sende ve hepimizde. Bilgisi ise LEVH-İ MAHFUZ ile artık yerde.
Şimdi bil ki nereye gidersen git, kimlerle yaşarsan yaşa, geceleri dünyanda da gündüzleri rüyanda da ben oradayım. Hep yanındayım.
Buna inana-bilirsen gerçekten ben kelimesi biz olur dilinde. Tek olan “N” çift olur içinde ve N’ler bİZde buluşur, tek ÖZde. Seçimimiz ortak olur, yargılaman biter de tüm yargıların yerlebir olur. Öfken biter ufkun af olur. Her cehennem cennet olur.
Bana inanmaman durumunda ise asla karışamam seçimlerine, duymayınca zaten sen beni nasıl karışabilirim ki değil mi? Sen henüz bilmesen de er ya da geç varacaksın bize. Acelesi olan sensin can. Biz senin kendi ecel nefesini verişini sabırla bekleriz. Nasılsa o sesi duymaktan asla kaçamazsın. Zamanı geldiğinde duyacak ve uyacaksın. Yattığın yerden kalkacak, uyanacaksın.
Her ÖZ için bir GÜN. Özel bir gün.
RABBİN KATINDA BİR GÜN.
SELAM VE RAHMET İLE,
İSLAM VE RUH-MEET İLE
GİR CENNETİME,