EROİN DEĞİL ZERO-iN
Bir kişinin mutluluğun sürekliliğini korumasının tek yolu kendi varlığını doğru tanımasıyla mümkündür. Doğru tanım, sağlam ve huzurlu bir duruşu beraberinde getirir.
Örneğin zevk veya haz veren şeylerin içinde kaybolmak için buradaysak; alkol ve eroin, bedenlerimizde ölümlü sonuçlara sebep olmamalılardı. Oysa bedenlerimiz yaşamını, doğru iletişimle sağlanan dengelenmiş etkileşim mekanizmaları ile sürdürür. Bunun için biz de yaşama sanatını öğrenirken bu ikisinden taviz vermemeliyiz. 1-Doğru iletişim, 2-Dengeli etkileşim. Bunları sağlamanın tek yolu SIFIR’dır. Sıfır, mutluluğun anahtarıdır.
Sıfır, Ruh’un saf halidir. Ve sen o haldeysen kimseden beklediğin bir şey yoktur ve kimseye bir borcun da yoktur. Kendine yetmek noktasıdır sıfır. Yalan için sebebin yoktur orada ve her sözün kalbindeki gerçeği yansıtır. Böylece doğru iletişim tamamlanır.
Sıfır, hareketsizlik de değildir. Artı ve eksiyi eşitçe ve hızla dengelemektir. Asla sadece vermediğin ve asla sadece almadığın gerçeğini hiç unutmadan yaşamaktır sıfır. Etki tepki arasındaki adaletin etiğidir sıfır. Ne ezmek ne de ezilmektir sıfır. Denklik ile dengeyi sağlar sıfır. İnsan için elliellidir sıfır. Böylece dengeli etkileşim de tamamlanır.
Bu SIFIR, Güzel Kur’an içinde Rahman Rahim şifresindedir ve o şifre de Levh-i Mahfuz içindedir.
12 Mayıs 2014 Pazartesi
11 Mayıs 2014 Pazar
KORKMADAN DENE DERİNLERİ
Levh-i Mahfuz tefsirine dalmışken, sonsuzluğun ötesinden bakmaya çalıştım bu gece. Yoktan yaratmak diye bir kavramın olamayacağını iyice anladım. Sadece olmayanları hayal etmek var orada. Soruların olduğu tek yer bu hayal dünyası çünkü.
Tek olan varlığın zamansızlığında SıfıR soru olduğunu kavramak zor değil.
Çünkü tüm cevaplar sen isen tüm sorular da sadece senin hayalindir, fikrindir. Soruların cevabını ararız ya biz burada. Meğer cevaplar soruları yaratırmış aslında.
Hayal ediliyorum, öyleyse varım. Hayal edebiliyorum, öyleyse var.
Levh-i Mahfuz tefsirine dalmışken, sonsuzluğun ötesinden bakmaya çalıştım bu gece. Yoktan yaratmak diye bir kavramın olamayacağını iyice anladım. Sadece olmayanları hayal etmek var orada. Soruların olduğu tek yer bu hayal dünyası çünkü.
Tek olan varlığın zamansızlığında SıfıR soru olduğunu kavramak zor değil.
Çünkü tüm cevaplar sen isen tüm sorular da sadece senin hayalindir, fikrindir. Soruların cevabını ararız ya biz burada. Meğer cevaplar soruları yaratırmış aslında.
Hayal ediliyorum, öyleyse varım. Hayal edebiliyorum, öyleyse var.
SADECE HAZIRSAN İSTE. ÇÜNKÜ İSTEMEK CESARET İSTER
Güzel Kur’an’dan Maide suresi 112-115′i okuduktan sonra beynim bir hayali konuşmayı yaşattı bana. İsterken aceleci olduğumuz kesin. Pekiyi ya bedellerini öderken nasılız?
Peşin olanı seven insan öyle bunaldı ki sıkıştığı yaşamından, ve kararsızlığından Tanrı’dan cennetten bir parça ve son bir işaret istedi. “Önce sıkıştığın yerden bir çık sonra tamamdır zaten sakın korkma” dedi Tanrı. O yine de bu iç sesinden tatmin olamadı. Gözüyle de görmek ve dokunmak istedi mucizeye.
Güzel Kur’an’dan Maide suresi 112-115′i okuduktan sonra beynim bir hayali konuşmayı yaşattı bana. İsterken aceleci olduğumuz kesin. Pekiyi ya bedellerini öderken nasılız?
Peşin olanı seven insan öyle bunaldı ki sıkıştığı yaşamından, ve kararsızlığından Tanrı’dan cennetten bir parça ve son bir işaret istedi. “Önce sıkıştığın yerden bir çık sonra tamamdır zaten sakın korkma” dedi Tanrı. O yine de bu iç sesinden tatmin olamadı. Gözüyle de görmek ve dokunmak istedi mucizeye.
Tanrı o zaman dedi ki: “Tamam ama sana istediğini önceden verirsem onu tanıyacak, onun benden olduğundan bir daha şüphe duymayacak ve onun için yaşayacağın tüm bedelleri isyan etmeden ve sevgiyle ödeyeceksin. Sıkıştığın yerden çıkmak için de hiç bir bahane üretmeyip acele edeceksin. Çünkü benden acele etmemi istedin bunun bedeli de acele etmenden başkası değildir. Tamam mı?”
O parça insanın yanında bitiverdiğinde de tüm işaretler ona “Hadi bakalım sıra sende, artık bekleyemezsin!” diyordu. Sonra ne mi oldu? Bana sormayın. Cevabı kader defterinize şu an siz ellerinizle yazıyorsunuz. Vakti gelince de kitabınızı okursunuz. Hepimize Selam ve sevgiyle,
9 Mayıs 2014 Cuma
ERTELESEN DE KAÇSAN DA
Cehennem’in sebeplerinden biridir cennet beklentisi. Çünkü yarına ertelediğin her cennet, bugününü cehennem yapmaya yeter. Kaçmaya çalıştığın bir yer ve zamanda olduğunu düşünüyorsan şu an; bil ki ruhunu duyamıyorsun demektir.
En derin sessizlik ve boşlukta yaşar senin aslın. Ve sen sadece aslını unuttukça yaşlanırsın. Neden mi karanlıktasın? Çünkü sadece karanlığın içinde ışık olduğunu anlarsın. Aydınlıktayken kendi parlaklığını görememen de bunun için normal.
Aslında var olan tek karanlık da kendi gölgendir. Çünkü 1′den fazla varlığın olduğu her yer, sadece hayalperdesinde bir gölgedir şüphesiz. O perdede yaptığın tüm yarışlarda kazansan da mutlu olamazsın. Çünkü kendini aşsan bile karşında yine kendini bulacaksın.
Her yöne dönse de insan, 360′ın tam ortasında tek bir nokta vardır. Dönüş o sıfır noktasınadır. O nokta, sadece huşuyla hissedebileceğin ama ecel vaktinden( ölüm vaktin değil ) önce ulaşamayacağın tek yerdir. Ecel ile ölümün farkı Levh-i Mahfuz cildinin içinde seni beklemektedir.
Cehennem’in sebeplerinden biridir cennet beklentisi. Çünkü yarına ertelediğin her cennet, bugününü cehennem yapmaya yeter. Kaçmaya çalıştığın bir yer ve zamanda olduğunu düşünüyorsan şu an; bil ki ruhunu duyamıyorsun demektir.
En derin sessizlik ve boşlukta yaşar senin aslın. Ve sen sadece aslını unuttukça yaşlanırsın. Neden mi karanlıktasın? Çünkü sadece karanlığın içinde ışık olduğunu anlarsın. Aydınlıktayken kendi parlaklığını görememen de bunun için normal.
Aslında var olan tek karanlık da kendi gölgendir. Çünkü 1′den fazla varlığın olduğu her yer, sadece hayalperdesinde bir gölgedir şüphesiz. O perdede yaptığın tüm yarışlarda kazansan da mutlu olamazsın. Çünkü kendini aşsan bile karşında yine kendini bulacaksın.
Her yöne dönse de insan, 360′ın tam ortasında tek bir nokta vardır. Dönüş o sıfır noktasınadır. O nokta, sadece huşuyla hissedebileceğin ama ecel vaktinden( ölüm vaktin değil ) önce ulaşamayacağın tek yerdir. Ecel ile ölümün farkı Levh-i Mahfuz cildinin içinde seni beklemektedir.
5 Mayıs 2014 Pazartesi
( 15 yaşında bir indigo kaleminden )
Yanına öyle bir şey al ki
Görenler unutsun korkuyu
Unutsun kaçışın ne demek olduğunu
Acıdan, gerçekten -gerçek denilenden-
Görenler unutsun korkuyu
Unutsun kaçışın ne demek olduğunu
Acıdan, gerçekten -gerçek denilenden-
Yanına öyle bir şey al ki
Görenler anlamasın ırkı
Ayırt edemesin siyahı, beyazı
Her rengi bir olsun dünyanın
Görenler anlamasın ırkı
Ayırt edemesin siyahı, beyazı
Her rengi bir olsun dünyanın
Yanına öyle bir şey al ki kardeşim
Kaçışa gerek bile olmasın artık
Gün geçtikçe kaybolsun karanlık
Mutluluklar olmasın anlık
Kaçışa gerek bile olmasın artık
Gün geçtikçe kaybolsun karanlık
Mutluluklar olmasın anlık
Çocukluk bitmesin, ölmesin sonsuz ruhun bilinci
Büyümeye bir dur demenin vakti gelmedi mi?
Görenler açsınlar çocuk benliklerine yelkenlerini
Durma, yanına sevgi al kardeşim
Büyümeye bir dur demenin vakti gelmedi mi?
Görenler açsınlar çocuk benliklerine yelkenlerini
Durma, yanına sevgi al kardeşim
19. BİLGİYE ADIM ADIM
Din nedir? Gizemli bir eğlence midir? Yoksa kişisel devrimle başlayan sosyal bir hareket midir? Varlığını sorgulayan bir insan; gerçekten bu sorunun cevabını mı aramaktadır yoksa var olmanın ağırlığına isyan mı etmektedir?
Gerçekten arayan cevaba yaklaşmış ve anlamıştır. Var olmasına isyan eden ise sadece henüz o cevabı duymaya hazır değildir. Bu ikisinin farkı, öğrenirken yaşatıldığın bir köle hayatıyla, kendi hayaline aşkla kul olduğun bir hayat gibidir. Başka bir deyişle; hayal kurmayı öğrenmeden hayat bulmak, o hayatta öğrenmenin kölesi olmaktır. Kendi hayalini kurduğun bir hayatı yaşamak ise tek aşkına kul olmaktır.
Bu sebeple din; kendini bulup hayal kurana kadar gizemli bir gece yürüyüşü, bulup hayaline doğru yürürken ise kişisel ve sosyal bir gündüz dirilişine kadir olmaktır.
Saatinden önce gizemli gecelerde gizlenenler, güneşin doğuş mucizesini beklerler de beklerler. Oysa tek yapmaları gereken kendi etraflarında 180 derece dönmektir. Kişisel devrim ve harekete inanmak; işte bu açının derecesi olan 180′i bilmektir. Mucizenin gerçekleşmesi için artık tek yapılması gereken o açıya vardıracak olan 18 zorlu adımı da aşkla atmaktır. 18. adımın sonunda ise insanı bambaşka bir 19 bekler. İşte tam orada gerçeğe dönüşüverir tüm hayaller.
İşte kıyamet saati, mucize bekleyenlerin, mucizeye ortak olduklarının farkına varıp gerçeğe dirildikleri bir kutsal zamandır. 19. bilginin göz kamaştırdığı zamandır. Gizlenenin izlenen haline dönüşüp öze dönüşmeye çağırdığı yeni bir doğum zamanıdır. Güzel Kur’an tefsiri Levh-i Mahfuz’un zamanıdır
Din nedir? Gizemli bir eğlence midir? Yoksa kişisel devrimle başlayan sosyal bir hareket midir? Varlığını sorgulayan bir insan; gerçekten bu sorunun cevabını mı aramaktadır yoksa var olmanın ağırlığına isyan mı etmektedir?
Gerçekten arayan cevaba yaklaşmış ve anlamıştır. Var olmasına isyan eden ise sadece henüz o cevabı duymaya hazır değildir. Bu ikisinin farkı, öğrenirken yaşatıldığın bir köle hayatıyla, kendi hayaline aşkla kul olduğun bir hayat gibidir. Başka bir deyişle; hayal kurmayı öğrenmeden hayat bulmak, o hayatta öğrenmenin kölesi olmaktır. Kendi hayalini kurduğun bir hayatı yaşamak ise tek aşkına kul olmaktır.
Bu sebeple din; kendini bulup hayal kurana kadar gizemli bir gece yürüyüşü, bulup hayaline doğru yürürken ise kişisel ve sosyal bir gündüz dirilişine kadir olmaktır.
Saatinden önce gizemli gecelerde gizlenenler, güneşin doğuş mucizesini beklerler de beklerler. Oysa tek yapmaları gereken kendi etraflarında 180 derece dönmektir. Kişisel devrim ve harekete inanmak; işte bu açının derecesi olan 180′i bilmektir. Mucizenin gerçekleşmesi için artık tek yapılması gereken o açıya vardıracak olan 18 zorlu adımı da aşkla atmaktır. 18. adımın sonunda ise insanı bambaşka bir 19 bekler. İşte tam orada gerçeğe dönüşüverir tüm hayaller.
İşte kıyamet saati, mucize bekleyenlerin, mucizeye ortak olduklarının farkına varıp gerçeğe dirildikleri bir kutsal zamandır. 19. bilginin göz kamaştırdığı zamandır. Gizlenenin izlenen haline dönüşüp öze dönüşmeye çağırdığı yeni bir doğum zamanıdır. Güzel Kur’an tefsiri Levh-i Mahfuz’un zamanıdır
İĞNE DELİYİ İPİNDEN TANIR
Bir deli oğluyum, sevgili babamın
Bir deli babasıyım, sevgili oğlumun
Uzatabilirsiniz de üstelik bu listeyi
Sayarak taşıdığım tüm kimliklerimi
Fakat asla unutmamanız gerekir
Hepsinin başına bir deli eklemeyi
Çünkü Delilik,
Benim özümdeki ölümsüzlüğümdür
Zincir vurulamaz yüzsüzlüğümdür
Bir ölü gibi sevip sevilebildiğim için
Tek aşk ile yaşayan özgürlüğümdür
Eğer siz de benim gibi deliyseniz
Sessiz ve mutlu bir köle değilseniz
Özgürlüğün ruhunda gezebilirseniz
Bilin ki görüşmesek de biz bir aileyiz
Feda etmek gerekirse hazır vedam
Anlatmak gerekirse hazırdır nidam
Duyduklarım ve gördüklerim buysa
Sessizce oturmaktır bana haram
Değişmez ve düzelmez bu dünya
Kendini zor hayallerle boşa yorma
Diyen karamsarlara gülümser bir deli
Ve denemeyi bırakmaz, yaşatır güzeli
Bir deli oğluyum, sevgili babamın
Bir deli babasıyım, sevgili oğlumun
Uzatabilirsiniz de üstelik bu listeyi
Sayarak taşıdığım tüm kimliklerimi
Fakat asla unutmamanız gerekir
Hepsinin başına bir deli eklemeyi
Çünkü Delilik,
Benim özümdeki ölümsüzlüğümdür
Zincir vurulamaz yüzsüzlüğümdür
Bir ölü gibi sevip sevilebildiğim için
Tek aşk ile yaşayan özgürlüğümdür
Eğer siz de benim gibi deliyseniz
Sessiz ve mutlu bir köle değilseniz
Özgürlüğün ruhunda gezebilirseniz
Bilin ki görüşmesek de biz bir aileyiz
Feda etmek gerekirse hazır vedam
Anlatmak gerekirse hazırdır nidam
Duyduklarım ve gördüklerim buysa
Sessizce oturmaktır bana haram
Değişmez ve düzelmez bu dünya
Kendini zor hayallerle boşa yorma
Diyen karamsarlara gülümser bir deli
Ve denemeyi bırakmaz, yaşatır güzeli
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)