5 Haziran 2014 Perşembe

ADEM VE HAVVA
Adem hiçlik içinde kendini tanıdı
İsimleri hayalde yaşayarak anladı
AŞ.ıp da Kendini Tek olana inandı
O, hayalde Rahim’e düşüp saklandı
Havva sonlu hayalin hiçliğini bilmedi
Sonsuz hayatın hepliğinde bekledi
Fakat nefes olabilmeyi de çok istedi
O, hayalde Rahim’e düşenin eşiydi
Rahimde saklanan eşiyle birleşince
Rahim bir nefes sonsuzluğa verildi
Rahimde saklanan kıyama dikilince
İnsanı duyan her melek secdedeydi
Yerdeki hayal, döndü teke yüzünü
Büründü rahmetin takva örtüsünü
Havva çekebilen bir nefes oldu
Havadaki hayat buldu nefesin özünü
Ölünce kopar kıyamet derler, kanma!
Ölmediğini anladığında kopar aslında
Ölmeden ölebil ki ateşte hiç yanma!
Ölmeye değil, olmaya geldik aslında
Doğmadan doğdum deme!
Her doğuş, ölüşe gider deme!
Ölümlü mü doğar her doğan?
Sor bakalım bir de Adem’e…

4 Haziran 2014 Çarşamba

Algılarımızla oynamışlar.
Kumandayı geri almaya geldik.
Mutluluğun kanalına şifre koymuşlar.
DeCoder’ı okuyup ReCoder olmaya geldik.
 Tek kanaldan sonsuz sevgi ve aş.k Rahmetine
Ahmet olmaya geldik…

3 Haziran 2014 Salı

RAHMAN-RAHİM
Bir sevgi büyütmeli içinde insan
Yükselip buhar olabilen cinsinden
Ve kabında kalmamalı bir damlası
Aş.ka kadir olan dönüş nefesinden

Levh-i Mahfuz’a dokunmalı insan
Miraca uzanabilen bir hayalinden
Ve cann-aklında kalmamalı aması
Rahmet kaderi yazana dönüşürken
   CİNS-AN    
Herşey hayalle başladı.
Hayalde can bulan, öncesini merakı edince şu andan uzaklaştı. Böylece onun için bir geçmiş yazıldı. Ölüm bu geçmişe açılan kapıydı.
Sonra hayalde can bulan, ölümün sonrasını merak edince şu andan uzaklaştı. Böylece onun için bir gelecek yazıldı. Ölüm bu geleceğe açılan kapıydı.
En sonunda, hayalde can bulan; şu ana can kattı. Hayalden hayale atladı. Nokta içinden sıfırın sırrına ulaştı. Böylece onun için bir kitaba nokta kondu. Ölüm ona bir devrim oldu. Hayalde Can bulan, insana evrim oldu. İns-an, an içinde hep mutlu yaşamanın adıydı.
Son kitaba hazırsan Ey Can.
Levh-i Mahfuz kapağı çevrilsin.
İçindeki uyanıp, insana evrilsin.

30 Mayıs 2014 Cuma

                 GÜNDÜZ UYUYANLARI
   Sokaklardayım bugün. İlgi çeken bir kalabalık çarpıyor gözüme. Ülkesindeki iktidar sahiplerinin getirdiği yasaklara ya da yaptığı hatalı uygulamalara karşı çıkan bir grup insan toplanmış anlaşılan. Kararlı bir şekilde duruyor, eleştiriyor ve dertlerini anlatıyorlar. Tamamen şiddetten uzak bir eylem içindeler.
   Bir süre sonra aralarına molotof ve taş atan, her yere zarar veren ikinci bir grup insan katılıyor. Nereden çıktı bu kontrolsüz öfke dercesine üzülüyorum. Pekiyi çözüm ne? Bu iki grup birbirine karıştığında ilk grup ikinci grubu uzaklaştırabilir mi sizce? Şiddet kullanmayanlar, şiddet yanlılarına söz dinletebilir mi gerçekten? Size nasıl görünür bu yeni grup şimdi?
   Hiç hayal kurmamalı. Şiddetin dünyasına alışmış her göz gibi siz de o grupta sadece şiddeti görmeye devam edecek ve kuvvetli olanın zayıfı ezen hükmüne sessizce boyun eğeceksiniz. Kendi canınız yanana kadar da her acıyı; hep sessizce izleyeceksiniz. Yoksa siz ateşin gezip dolaşan ve her ocağa mutlaka düşen yapısından habersiz misiniz? Ya da bir zamanlar cahilce: “Ateş bize dokunmaz” mı demiştiniz?
   Mutsuz ve dertli birini görmezden geldikçe biz, hepimiz; ateş hiç sönmeyecek. Oysa ateşi suçlamak yanlış! Su gibi olmamız için var o. Ve bu ateş, tüm insanların su olabilme gerçeğine uyandığı gün değişecek. Bu değişim, içimizde yeşerip büyüyen meyvelerle beslenen tüm kurumuş toprakları da değiştirecek.
   “Kâh çıkarım gökyüzüne seyrederim alemi. Kâh inerim yeryüzüne seyreder alem beni.” Bu sözlerdeki gibi düşün ve gör şimdi dostum: Beden elbisesine bürünmüş sen; yeryüzündesin şimdi bunu unutma. Haydi yap en sevgi dolu işini de izlesinler seni. Gündüz uykunu bozsa da dinle şu daveti: Yaşama geri dön ve bırak artık sadece alemi izlemeyi. Alem izlesin Ademi. Uyan Adem uyan. Bir halifesin sen, isimleri taşıyan. Selam ve Rahmet ile,

24 Mayıs 2014 Cumartesi

                    aS.i.Sa
Asi isyanlarını öfkeden arındıranların damarlarında akan kan, bir yüce sevgidir. Onlar güce değil, bu yüce sevgiye köledir. Bu sevgi; tek asıl olanın bir kopyası olan asilin, her an taşıdığı asalettir.
Bu asalet, rahmet. Bu asil Rahman-Rahim. Ve asıl olan da Allah’tır. Bu satırlara esen rüzgâr da Levh-i Mahfuz’dandır.
Hepimize Selam ve sevgiyle…
ZULKARNEYN
Artık ben.de kaçamazsın sen
An.ladım sen.de hayalim ben
Sen ben, ben sen saklambacında
Sobeler kendini Zulkarneyn
Öl deme, ölemen sen
Ol deme, olamam ben
Yön tek.sıfır, bir.biz
Dön dur hadi Zulkarneyn
Gece Güne yetişmez
Ölü Diriyle görüşmez
Güneştir o gölgeye delil
Zaman, saati geçemez
Kıyamet bir şakadır sanma
Ölünce kopar derler, kanma
Ölmeyen kimmiş anlarsın
O i.L-i.M çıktığında karşına