23 Temmuz 2012 Pazartesi

CENNETİN ADRESİNİ VEREN BİR LEVHA BULDUM.
 ANLADIKLARIMDAN BİR TARİF ÇIKARDIM :

  1-  ALMAK İLE VERMEK ARASINDAKİ FARKIN KAYBOLDUĞU YERİ BUL.
                          (KİMİLERİ SIFIR DA DERLER ORAYA*)

  2-  ORADA KALMAYA ÇALIŞ.
        ÇALIŞ ÇÜNKÜ ORASI ZORLU BİR BEKLEME DURAĞIDIR.
                    ( KALABİLMEN İÇİN İNANMAN ŞART UNUTMA*)

  3-  TÜM 1 LER İÇİN "0 DURAĞI" VAKİT GELDİĞİNDE
        SONSUZLUĞA AÇILAN BİR KAPI OLACAKTIR               (...1,9999999999999...)
                                                                                                    AFİYET OLSUN.

*SIFIR NE DEMEK DERSEN ,1,9'U MERAK EDERSEN VEYA İNANMAK İÇİN KUVVETLİ SEBEPLERİM OLMALI DİYORSAN TÜM BU SEBEPLER LEVH-İ MAHFUZDADIR.

6 Temmuz 2012 Cuma

                              BİR HÜCRENİN YOLCULUĞU

Bir hücrem olduğunu düşün benim sonsuz bedenimde.
Bazen ciltte, bazen midede şekillenip sürekli dolaşan bir hücrem.
Benim varlığımdan nasıl haberin olabilirdi?

Sana gelen besinler, oksijen ve bazen de zararlı atıkların farkına varırdın önce.
Sonra yanıbaşında ölen ve yeni oluşan hücreleri gördüğünde sorgulamaya başlardın kim olduğunu. Sonunda bulduğunda beni ve anladığında BİZi,
Son bir şekillenme ile beyin hücrem olmaya hak kazanırdın, bir daha hiç "ölmesi" gerekmeyen...
Anlamak isteyenler için BİZ(HEPİMİZ)i Levh-i Mahfuz tavsiyemdir.

2 Temmuz 2012 Pazartesi

                       Hep zannettik ki 
   "Sen şunları şunları yap, ben de seni cennete sokayım" ya da "Bunları yapmazsan cehenneme girersin" gibisindendi bu din de.
   Aslında çok yanılmışız. Dünyadaki bozuk düzenmiş bizi bu dini de böyle düşünmeye iten. Çıkar dünyası ya da ceza korkusu aşılanmış bir kere bize.
  Oysa islam bir okulmuş. "Kendi mutluluğumuzu ancak bizim yaratabileceğimizi ve bunun için de hiçbir şeye muhtaç olmadığımızı anlatmaya çalışan bir okul
".
   Bizden istenen "arınmak" bu esaretten arınmakmış. Gerçek özgürlüğün adına cennet, esaretin adına ise cehennem deniyormuş çünkü bu okulda.
  Vakti geldi artık bu zincirleri kırmanın diyen ve esaretten kurtulmak için cesaretin şart olduğuna inanan herkese en cesur(tüm korkularından arınmış) halleriyle sonuna kadar okumalarını şiddetle değil sevgiyle tavsiye ediyorum Levh-i Mahfuz'u.

15 Haziran 2012 Cuma

Sevdiğim bir yazıyı hepimiz(biz)le paylaşmak istiyorum.
Yazarını bilmiyorum ama yazan : 'biz' denilebilir.
BİZ ( 1 )
 …İnsanlığın tekamül yolunun zaten ilk zamanlardan beri bilindiğini ve gerçek bilgilere bir şey katılamayıp, öğrenilemeyeceğini, sadece “HATIRLANABİLECEĞİNİ” söylüyor bazı düşünürler. UNİ/verso yani birliğe/tekliğe doğru. Yani tekamül kısaca ben-biz-birlik yolu.
Bence ‘BİZ’ …9′un ‘0′ olup sonsuza=RAHMAN’a katılma yolu. (Sonsuzluk+sonsuz ‘0′ lar) = Univers başka değişle. Ancak burada UNİ TEK olmayı DEĞİL ‘BİRLİĞİ’ temsil etiğinin ayıracına çok iyi varmak lazım.
Basit bir kelime oyunu gibi görünen şey NEDEN Mİ bu kadar ÖNEMLİ? Bu ince ayırım çok önemli hatta EN ÖNEMLİ. Birlik demek ‘ÇOKLUK’ tan oluşan bütünlüktür ki gelişmeye açıktır. ‘TEK’lik ise aynı formda olmaktır, bire bir benzer olmaktır ki değişime ve en önemlisi gelişime kapalıdır.
 Kabalacıların mistizmi en çok dejenere ettiği yer UNİ deki bu anlayış farkıdır. Teklik amaçsa; zaten mevcuttur, gelişme olmaz hatta sonuç eşitlik olur ki ‘biz’den bahsedilemez ve herkesin TANRISI’NI unutup kendisini ilahlaştırması HAKKI kaçınılmaz olur.
 Sen bensin. Ben senim. Ya da sen benim zamanda saçılmış halimsin. Ya da kırılmış aynada farklı farklı görünen aynı yüz tanımı, dağıttım topluyorum’a gelir ki Tanrı da sensin evren de sensin demek olur. Kabala amacına ulaşır; yaratan da benim yaratılan da.
Sonuç Tanrı’nın inkârıdır. Yaratılan insanın; kendisini tanrılaştırmasıdır ki ‘Kabala’ nın istediği Rahman ve Rahim’in ayrı düşmesi gerçekleşmiş, esas amaç olan Rahim’in Rahman’a kavuşması engellenmiş olur.
Eğer UNİ teklik değil de ‘BİRLİK’ olarak kavranırsa, ‘VASİ’sıfatıyla YARATAN’IN hem kendisini ve hem de kendi RUH’undan üflediğini genişleteceğini; her ‘0′ nun ayrı ve özel olduğunu ,’0 ‘ ne derece gelişirse gelişsin ister şu andaki tanrı seviyesine gelsin gene de zerre kalacağını ve bu anda da ALLAH’ ın ‘0’ na göre gene sonsuz olacağını kavrar. 
Bu birlikteliğe ‘tek’değil ‘BİZ’ denir.
Farklı birçok irade den oluşmuş bir ‘UNİ’ irade=BİZ (DİKKAT: ler eki yok)…
                       Neden ler eki yok merak edenlere Levh-i Mahfuz tavsiyemdir.

5 Haziran 2012 Salı

Eğer koyunsan bekle, "Bir çoban gelir sokar belki seni cennete"
Eğer değilsen bekleme! "Öğrenerek ilerle gerçek Cennetine"


    Cenneti sorduğumuzda kendimize "Sonsuzluğa uzanan bir özgürlüğün tebessümü" ile karşılaşırız içerde.Ve Sonsuz yaşam herkesin sahip olduğudur. Fakat biz onu taşıyamadığımız için ölürüz.
   Bu ölüm aslında sadece uyku gibi bir aradır yaşamda. Nefsimizin ölümü ile birlikte taşıyacak güce de sahip olacağız elbet. O gün en mutlu günümüz olacak. Bu özümüzle buluşma gününde yeni bir 'DOĞUM GÜNÜ'müz olacak. O gün her yenidoğan hepimiz için ayağa kalkacak.


Ayağa kalkmayı merak edenlere Levh-i Mahfuz tavsiyemdir.

30 Mayıs 2012 Çarşamba

Yaşadığımız her şey  gerçektir.
Rüyalarımız ve hatırlayamadıklarımız da gerçektir.
Eskiden gerçek olan bazı korkularımız artık bizi korkutmuyorsa öğreniyoruz demektir.
Dünya bu yüzden bir okuldur.(Bazı sabahlar gitmek istemesek de.)
Öğrenen birileri varsa Öğreten(Rab) de vardır.
Öğrenim varsa sınavlar olağandır.
Sınavların sonunda ise elbet MEZUNİYET vakti yakındır.
Mezun olanların mutluluğu “İyi ki yaşanmış tüm bu yaşananlar” dedirtecek güzellikte olacaktır.
Sınavlara hazırlık için hepimize tavsiyem Levh-i Mahfuz ile buluşmaktır.

24 Mayıs 2012 Perşembe

     UFO ufuktaki O’dur. Bilinmeyen Obje.
  Bilinmeyen ile karşılaştığında insan şaşırır. Onu anlamaya çalışır, korkar. Anlayamadığı şeye insan büyü der. Elinizdeki telefonla geçmişe gitseniz ve onlara film izletseniz size kesin olarak büyücü diyeceklerdir. Bilinmeyen birçok şeyin arasında yaşamamıza rağmen merak etmeden yaşadığımız dönemlerde daha çok korkuyorduk dünyadan.
  Merak ile başladığımız öğrenme süreci ile korkularımız da azalmaya başladı. Sebepleri buldukça çözümlere daha kolay ulaştık. Konforlu evlerimizde keyif sürerken merak etmeyi bırakmanın rehavetine düşmemeliyiz. Tüm bu konfor artık içimizdeki tüm korkularla daha rahat yüzleşebilmemiz için bir fırsat olabilmeli.
  Hala vakit var iken özgürleşebilmeyi öğrenmekten vazgeçmemeliyiz. Herkese sevgiyle okumalarını ve düşünmelerini tavsiye ediyorum Levh-i Mahfuz’u.