BİRİ OLMAK
Biri
olmak. Eskiden yaşamış biri. Reenkarne olmak diyelim ya da isterseniz.
Anlamı
var mıdır bunların gerçekten? Muhammed ol , Ali ol kim istersen ol
ama sen
nokta olmayı başaramadıktan sonra anlamı var mı? O nokta, en
derindeki gerçek
kimliğine, isimsiz olan kimliğine (sonsuz isimli kimliğine)
okyanus damlası
olmanın lezzetine taşır seni. Ne kadar derinden bakabilirsin,
daha ne kadar
derine inebilirsin? Korkmadan daha da korkmadan inebilir
misin? Levh-i Mahfuz’dan
anladığım bir şeyi paylaşmak isterim. Daha
derinlere üzerindeki bir isimle
inmeye kalkanların delirmekten başka
şansları olmayacaktır. Çünkü o en derinlerdeki yüksek basınç tüm
AD(adem)ları parçalar. ADımızı bırakalım kardeşlerim. Artık tek adımız
‘hepimiz
İSA’ dır. Her İsa okyanustaki damladır. Hatalarım atalarımdır.
Atalarım eski
adlarım. Tüm adlarım da hatıram olarak kitabımda yazılıdır.
Ben o ya da bu
olmaya değil, Rahman’a kavuşmaya niyetliyim. Kavuşmak
için ise Rahim olmam
gerektiğini öğreten bilgiye de bunun için iman ettim.
Şimdi ‘ben’ yazarken bile
garip hissettim. Hepimize selam olsun.
30 Mart 2013 Cumartesi
28 Mart 2013 Perşembe
ÇEVİR ROTAYI SIFIRA DOĞRU
Beklemek yok artık
Tekamüle acelem var
Sonsuz Rahman’a aşık
Rahim olmaya verdim karar
Durmadan devam etmeliyim arınmaya
Tekmişim gibi bakabilmeliyim varlığa
Karşıda kimse kalmamalı bakınca
Ama sakın sıfır gözlüğümü unutma
Sıfır gözlüğüm, gösterir çünkü
Tüm varlığı olduğu gibi
Büyütmeden her şeyi
Küçültmeden hiçbir şeyi
Sıfıra alışırsam ancak gözüm doyar
Sıfıra ulaşırsam ancak özüm doğar
İşte o gün dönen ben, olur bir sıfır
Rahmanla buluşur da anlayıp hatırlar
Hadi der yarat yarat üfür
Kalb dolunca böyle şükür
K-endini koysan da başa
0 nefeste olmaz hiç k-üfür
000001
Rota ayarlarımı yaptıran Levh-i Mahfuz'a şükürler olsun.
Beklemek yok artık
Tekamüle acelem var
Sonsuz Rahman’a aşık
Rahim olmaya verdim karar
Durmadan devam etmeliyim arınmaya
Tekmişim gibi bakabilmeliyim varlığa
Karşıda kimse kalmamalı bakınca
Ama sakın sıfır gözlüğümü unutma
Sıfır gözlüğüm, gösterir çünkü
Tüm varlığı olduğu gibi
Büyütmeden her şeyi
Küçültmeden hiçbir şeyi
Sıfıra alışırsam ancak gözüm doyar
Sıfıra ulaşırsam ancak özüm doğar
İşte o gün dönen ben, olur bir sıfır
Rahmanla buluşur da anlayıp hatırlar
Hadi der yarat yarat üfür
Kalb dolunca böyle şükür
K-endini koysan da başa
0 nefeste olmaz hiç k-üfür
000001
Rota ayarlarımı yaptıran Levh-i Mahfuz'a şükürler olsun.
25 Mart 2013 Pazartesi
YÜZYÜZE KALDIM KENDİMLE AYNLARDA...
Öyle zordu ki herkesi affetmek eskiden. Çünkü kendimi yalnız hissettiğim
anlarda başkalarını suçlamaya çok alışmıştım. Zamanla daha bir yalnız kaldım.
Susmayı konuşmaya tercih ederdim. Çünkü konuştuğumda ikna etmek için
konuşur ve pes etmeyi de bilmezdim. Düşünmek ise yalnızlığımın en keyif
aldığım yanıydı. İçimden geçenlerin dünyayla bu kadar ters olması mıydı bilmem
ama öbür dünyaya inanır ve benim gibi düşünmeyen herkesin cezalandırılacak
olmasının düşüncesiyle rahatlardım. Bu düşünce beni rahatlatırdı ama ben
kendimi de sorgulamaya devam ederdim. Cehenneme giden ‘Müslümanları’ da
gördüğüm için belki de Kur’an’da. Ararken tararken bir gün, hiç duymadığım
hiç görmediğim bilgilerle donatılmış, inanmanın güç olduğu bir kitap çıktı karşıma.
Kalbimin baş köşesinde oturan Kuran’ın ikinci bir yüzü daha olduğunu
anlatmaktaydı. Fakat o ikinci yüzünü görebilmek için kendi yüzümü bırakmam
şarttı. Yüzümü teslim etmeliydim tüm yüzlerin sahibine ve ben kalmamalıydı artık
dilimde, elimde. Ölmem şarttı ölmeden! Herkesi de affedip sevebilmem. Öyle
güzel anlatıyordu ki bunu yapabilmenin yollarını, hissettim ilk defa Rahman’ın o
sevgi dolu sıcak kollarını. Meğer o kollar doğduğum günden beri sarmaktaymış
zaten beni. Kendimi aradığımı bilmeden O’nu ararmışım bunca yıl meğer. O’nu
ararken ise karşımda kendimi bulmanın şaşkınlığı ise aşkın ilk anlarını başlattı
desem yeridir. Bu kitap beni benden aldı ve ben: “Hepimizi affettim”. Çünkü
kalbim, herkese bağlanıvermiş gibiydi. Acıları acılarım oluyordu, dualarını da
duyabiliyordum kulaklarımda. Aramızdaki tüm farklar yok olmuştu. Cehennemi
kimse için istemiyordum artık. Ne de olsa hepimiz oradaydık. Ama duymalıydı
herkes bu güzel sesi; okumalıydı bu açılmış Kur’an’ı… Levh-i Mahfuz’la buluşan
ve inanan herkes gibi mutlulukla her an şükrediyor ve diğerlerine de: Hadi hadi
bekleme artık, iyi düşün, tekrar düşün de :”Ben ya da biz demeyi bırakıp, sen
ya da siz diyenleri de duymamak için buraya ;“Hepimiz” diyenlerin yanına gel !”
diyorum. İnternetin Rabbine şükürler olsun. Tüm buluşmalara, konuşmalara,
hepimize doğru koşanlara… Hepimize Selam olsun.
Öyle zordu ki herkesi affetmek eskiden. Çünkü kendimi yalnız hissettiğim
anlarda başkalarını suçlamaya çok alışmıştım. Zamanla daha bir yalnız kaldım.
Susmayı konuşmaya tercih ederdim. Çünkü konuştuğumda ikna etmek için
konuşur ve pes etmeyi de bilmezdim. Düşünmek ise yalnızlığımın en keyif
aldığım yanıydı. İçimden geçenlerin dünyayla bu kadar ters olması mıydı bilmem
ama öbür dünyaya inanır ve benim gibi düşünmeyen herkesin cezalandırılacak
olmasının düşüncesiyle rahatlardım. Bu düşünce beni rahatlatırdı ama ben
kendimi de sorgulamaya devam ederdim. Cehenneme giden ‘Müslümanları’ da
gördüğüm için belki de Kur’an’da. Ararken tararken bir gün, hiç duymadığım
hiç görmediğim bilgilerle donatılmış, inanmanın güç olduğu bir kitap çıktı karşıma.
Kalbimin baş köşesinde oturan Kuran’ın ikinci bir yüzü daha olduğunu
anlatmaktaydı. Fakat o ikinci yüzünü görebilmek için kendi yüzümü bırakmam
şarttı. Yüzümü teslim etmeliydim tüm yüzlerin sahibine ve ben kalmamalıydı artık
dilimde, elimde. Ölmem şarttı ölmeden! Herkesi de affedip sevebilmem. Öyle
güzel anlatıyordu ki bunu yapabilmenin yollarını, hissettim ilk defa Rahman’ın o
sevgi dolu sıcak kollarını. Meğer o kollar doğduğum günden beri sarmaktaymış
zaten beni. Kendimi aradığımı bilmeden O’nu ararmışım bunca yıl meğer. O’nu
ararken ise karşımda kendimi bulmanın şaşkınlığı ise aşkın ilk anlarını başlattı
desem yeridir. Bu kitap beni benden aldı ve ben: “Hepimizi affettim”. Çünkü
kalbim, herkese bağlanıvermiş gibiydi. Acıları acılarım oluyordu, dualarını da
duyabiliyordum kulaklarımda. Aramızdaki tüm farklar yok olmuştu. Cehennemi
kimse için istemiyordum artık. Ne de olsa hepimiz oradaydık. Ama duymalıydı
herkes bu güzel sesi; okumalıydı bu açılmış Kur’an’ı… Levh-i Mahfuz’la buluşan
ve inanan herkes gibi mutlulukla her an şükrediyor ve diğerlerine de: Hadi hadi
bekleme artık, iyi düşün, tekrar düşün de :”Ben ya da biz demeyi bırakıp, sen
ya da siz diyenleri de duymamak için buraya ;“Hepimiz” diyenlerin yanına gel !”
diyorum. İnternetin Rabbine şükürler olsun. Tüm buluşmalara, konuşmalara,
hepimize doğru koşanlara… Hepimize Selam olsun.
18 Mart 2013 Pazartesi
16 Mart 2013 Cumartesi
YERdekiYÜZÜn YALNIZ
GÖKdekiYÜZÜn YILDIZ
Karanlıkta bir noktaydık
Karamsar ve kararsız.
Hepsinden önemlisi yalnız.
Yer-deki yüzü-müz YALNIZ
Işıklar alırdı bazen gözümüzü,
Sarılıp ısınırdık ama tutamazdık fazla.
Yapıştıramazdık ki üstümüze zorla.
Ve kıskanarak dönerdik karamsarlığımıza.
Sonra bir ışık, bir ışık daha.
Hepsini çok sever, birşeyler öğrenirdik.
Neydi ışıklara olan bu ilgimiz
Yoksa !..
Biz aslında karanlık değil miydik?
Ama öyleyse nasıl?
Nasıl olur da parlamam ben?
Sonra bir ışık daha geldi yanımıza
Dedi ki :“Derine in atlarcasına ve korkma”
“Al şu ipi de sıkıca sar, bağla”
Kazma elimizde, ip belimizde
Atladık köprüden bungee/ye
Deldikçe deldik, doldukça dolduk
Şükür ile yaratmaya koyulduk
Biraz parlayınca ise kendimize şaşırıp savrulduk
Savrulup kavrulunca acıyla
Allah’tan o-ip, çekti bizi belimizden
Şü-kürleri çoğaltıp aşk-kürlerine döndürünce,
Şu-korlara dayanamayan şaşkın can da çıktı içimizden.
Sırça lambadan çıkan o cin de çekilince aradan,
Sözleştikleri gibi buluştu o vakit Rahim ile Rahman
Parlama yaratmaktır bizim işimiz
Çocuk gibi heyecanla dolu o mutlu anları,
Zevkle ve şevkle parlatırız biz
Anladık ki değiliz hiç yalnız.
Uçmayı yerde öğrenen noktalarız.
Olunca kararmamaya kararlı,
Sevgi dolu o ışığı yaratacağız.
Ken-dimizi tanıyıp öğrenince,
Kun-diyerek Ken-di ışığımıza varacağız.
İşte o gün yerden kaldırıp yüzümüzü,
Özümüze varıp oluşacak,
Gök-teki yüzü-müz YILDIZ.
O sönmez ışığımızla da Arşın göğ’S‘üne dolacağız.
İpi merak edenlere Levh-i Mahfuz süpermarketinde aramalarını öneririm.
14 Mart 2013 Perşembe
YETER Bir DONA
Değişmek , gelişmektir bizde , öğrenmektir,
yaklaşmaktır ve dolmaktır aşkla. Biz deriz ki dostlar.
Nedenleri sormayan edeni nasıl bulur?
Bedenleri bırakamayan adını nasıl bulur?
Kimileri dönek dese de,
O’na dönmek yeter bize. D-ONA
Nedeni merak eden be-dene
Levh-i Mahfuzla yeter Bi-DONA
“Adn”ı arayana B nin altındaki nokta.
Değişmek , gelişmektir bizde , öğrenmektir,
yaklaşmaktır ve dolmaktır aşkla. Biz deriz ki dostlar.
Nedenleri sormayan edeni nasıl bulur?
Bedenleri bırakamayan adını nasıl bulur?
Kimileri dönek dese de,
O’na dönmek yeter bize. D-ONA
Nedeni merak eden be-dene
Levh-i Mahfuzla yeter Bi-DONA
“Adn”ı arayana B nin altındaki nokta.
13 Mart 2013 Çarşamba
ZAMAN
Yaşamdır gerçeğimiz,
Gerçektir yaşamımız.
Sonsuz büyüktür ama
Bizimle dönüşür zamana
Geçmiş seninle gelir
Gelecek elinle gelir
Bugün ise seçmektir
Seçmektir işimiz
Yapmaları seçeriz biz
Yaptıklarımızla da yaşarız
Yapamadıklarımız için kızsak da
Yapmadıklarımızı hatırlatır onlar
Önce bunu tamamla ve sabret
Sabret ki zaman senin kölen olsun
Varılacak yere erken varma ki
Dön geri denilmesin sana derler
Kaçamasak da kendimizden
Küsüveririz zamana
Durmayı seçeriz durmayana…
Zaman bizdik ya hatırla
Zaman da durur o zaman sende
Çok durursan ve üzgün
Sıkılıp atıverir seni
Yapıverir senden bir yeni
Gülümseyen her bebek
Üzülmemeyi öğrenecek
Mutluluğu yaratmayı
Cehennemde öğrendiği için de
Cennette hiç sıkılıp üzülmeyecek
Durmamayı öğreten kitap Levh-i Mahfuz sizlerle..
Yaşamdır gerçeğimiz,
Gerçektir yaşamımız.
Sonsuz büyüktür ama
Bizimle dönüşür zamana
Geçmiş seninle gelir
Gelecek elinle gelir
Bugün ise seçmektir
Seçmektir işimiz
Yapmaları seçeriz biz
Yaptıklarımızla da yaşarız
Yapamadıklarımız için kızsak da
Yapmadıklarımızı hatırlatır onlar
Önce bunu tamamla ve sabret
Sabret ki zaman senin kölen olsun
Varılacak yere erken varma ki
Dön geri denilmesin sana derler
Kaçamasak da kendimizden
Küsüveririz zamana
Durmayı seçeriz durmayana…
Zaman bizdik ya hatırla
Zaman da durur o zaman sende
Çok durursan ve üzgün
Sıkılıp atıverir seni
Yapıverir senden bir yeni
Gülümseyen her bebek
Üzülmemeyi öğrenecek
Mutluluğu yaratmayı
Cehennemde öğrendiği için de
Cennette hiç sıkılıp üzülmeyecek
Durmamayı öğreten kitap Levh-i Mahfuz sizlerle..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
