26 Ocak 2014 Pazar

         AŞ Kendini Selam’a Var
   Kaybolduğun yerde, bulabileceğin tek şey kendinden başkası olmaz. Çünkü kendini bilen asla kaybolmaz.
   Yalnız olman; kayboluşundan değil kendini bulamadığından. Çünkü kendini bulmakla bağlantıların kaynağına dokunmak aynı zamana yaslanır.
   Ve bu hayatını bir rüyadan farklı zannetmen için yeterli delillerin yoksa; ölümü düşünmekten vazgeç. Rüyanın tadını kaçırma ve rüyana bir senaryo yaz. Nasıl olduğunun önemi yok, her şekilde başrol senin. Acele edip oyunculuğun büyüsüne kapılsan da yazarlığın anlatmakta seni sana.
   Ve son rüyanda; kendinden emin bir tarzın olacak yazarken. Taşan bir sevgiyle AŞ.arken K.endini, özgürlüğü hissedeceksin kalbinde. Bir daha zincirsiz rüyalar diyarında açtığında da gözlerini, neşeyle selamlayacaklar seni.
   Bağlantıların kaynağına dokunmak için yeterli hüzün biriktiyse içinde ve hazırsan bir üst gerçeğe; Levh-i Mahfuz okuma zamanın gelmiş demektir. Masum olmadan, ismin de olmayacak. İçindeki o çocuk ismini fısıldayacak.

22 Ocak 2014 Çarşamba

                            KARD-EŞLERDE DENGE
   İkinin ortası değil, ortaklığıdır bu. Ortası olmaz ki herşeyin. Mesela “Ya ben oraya geleyim ya da sen buraya gel”‘den başka çözümü olmayan anlar vardır ikililerde. Yolları zorludur dengenin? Patika rallisi gibi yürek ister en basitinden.
   Mutluluk, ben sen ikilisine nasıl dokunabilir ki başka? Hele ikisi de özgür ve ‘cool’sa? Para mı desem, renk mi desem, zevk mi desem? Ne çok sebep var aslında kavgaya.
   Ve tam yarı yarıya paylaşsan bile hayatı onunla; o da inanmadan bu orana yine de olmaz o denge.
Çünkü denge; sevgi ile huzurun eşitçe buluşmasıdır eşlerde.
      Huzurun: Eşinin, senin özgürlüğünü ezmediğine inanmandır.(Tatmak)
      Sevgin: Eşinin özgürlüğünü, ona hiç unutturmamandır.(Tattırmak)
   Bu eşitlik rüyasında, sevgiyle aldıklarının tek gerçek teşekkürü de huzurla verdiklerindir eşine. Sözler geçmez çünkü burada, özgürlükten başka ölçü birimi geçmez. Sınırlarının ayarı ise matematiksel sadelikte Levh-i Mahfuz’dadır baktığında.
   Ve sen, cenazesinde ağlayamayacağın o tek kişi için; tüm bir hayatını ağlayarak geçirdikçe, gülmeyi asla öğrenemeyeceksin.
   Hadi göm artık onu ve gel. Keyifle ölümün dengesini konuşalım sonra seninle. Muhammed ağabeyimin dediği gibi “Ölmeden öl” ey sevgili hayalican.
Allah rahmet eylesin hepimize,

21 Ocak 2014 Salı

İKİ KERE ÖLMELİ İNSAN
Çifti olan her varlık 1 dir. Ama 1 olan TEK olan değildir.
Tek olan 0′dır. 0′ın hayali 1. Fakat 1 asla bir bütün değildir. Eksik kısmını arar durur. O yüzden 1 aslında huzuru bulduğunda 2 kişidir.
İşte bunun için 1 kere değil 2 kere ölmeli insan. Yaşadığımız bu rüya: 1 değil 2 perde içimizde.
Gece karanlığındaki kötüydüm, öldüm mutsuz ve umutsuz. Gündüz aydınlığındaki iyiydim, öldüm mutlu ama umutlu. 
En sonunda kendime uyandım, mutlu hep mutlu…
( Allah Katı 1, Rabbin Katı 2, Rahman Katı 0 ) Katların tanımı Levh-i Mahfuz’dadır.
Sözlerimdeki hatalarım, hayallerimin garanti kapsamındadır. Yaşadıklarını değil hissettiğini yazanlardanım. 
Hepimize Selam ve sevgiyle,

18 Ocak 2014 Cumartesi

1 İ 1 imizi B İ Z yapacak SON tefsir
Kalbimde biri var öyle masum. Beynime kızıyor bazen ama hep affediyor sevgisinden. Kızıyor çünkü geri dönüşleri anlamamı istiyor. Acı çekmemi istemiyor. İşte bunun için sessizce anlatıyor beynime İslam’ı. Onu duymanın tek yolu da O’na kulak vermek. Yani sessizce kalbinin söylediklerini düşünmek. Beynini kalbin için kullanmak.
Sadece mutlu olmamızı isteyen biri var içimizde. Bir de dışarıda var birileri. İslam’ın o İ’si var ya! İşte O yapacak 1 İ 1 imizden BİZ’i. Bağlayarak islam ile kalbimizi. Bunun için o sese kulak ver. Eşitliği anlatan kalbinin sesi sana aradığın cevapları vermeye geldi şimdi
Levh-i Mahfuz kitabında. Oku… Saf ve masum kalbini yanına al ve sade ce oku.
Selam olsun hepimize,

16 Ocak 2014 Perşembe

BOYUT KAPISI BOYUN
Boyut atlamak ister insan
Pekiyi bilir mi nedir isyan?
Olduğun yere alışmışsan
Ve o hayat yetiyorsa sana
Bil ki hayal sende noksan
Boyut boyut dediğin
Boyun bölgende saklı
Ya o başını kaldır
Ya da o boyut sana yasaklı
Beyin tutuyorsa boynunu
Beyni dağıtan o bilgi
Levh-i Mahfuz’da saklı
      BİR DAMLAYA BAKAR ONDAN GELEN
   “İstediğim bu!” dediğinde. “Hayır yapamazsın!” diyen dikilir karşına.
Bazen annen, baban olur. Bazen eşin, kardeşin hatta çocuğun olur. Giydikleri elbise değişik olsa da onlar sizi siz olduğunuz için destekleyen değil onların hayallerinin süslü bir parçası olduğunuz için severler.
   Cevap sizindir. Ya başkaldırırsınız ya da boyun eğersiniz bu kurguya. Hata yaptığınızı düşünen onlara bir cevap olsun şimdi şu:
   Hata mı bu? Öyleyse bırak beni hata yapacağım. Tümüyle bana ait olacak ama bu hata. Beni olduğum gibi sevemeyebilirsin ama ben buyum. Hayalperest bir delilik var hamurumda. Ya beni ölü bir toprak gibi sev ya da sevme. Seçim senin. Ama bana kim olduğumu söyleyemezsin. Ben ölü toprak olsam da; daha çiçek açmadan bana güvenen yağmurların tek sahibine aşığım. Sense meğer gül olduğum için severmişsin sadece beni. O gül bir şekil değiştiren çamur aslında. Üstelik ısırgan otu bile olsa onu seven bir Tanrısı var onun. Bu yüzden kulvar değiştirmek gibi basittir yeniden doğmak bize. Bir damla yağmura bakar O’ndan gelen, o kadar.
   Selam olsun hepimize, hata yapanımıza da yapamayanımıza da.
Hamurun ne olduğu Levh-i Mahfuz'da
           ŞÜPHEMİN CANI SAĞOLSUN

   Bir gün bir şeye ya da kendinize inanmanız gerekirse şayet; bilin ki orada şüphe vardır. Acaba doğru mu bu? Acaba başarabilecek miyim?
   İşte EMİN olmadan çıkılan o yola denir İMAN. İman bu yüzden sadece bir rüyadır. Gerçekleşmesi için pes etmeden yürünmesi gerekir.
   Emin olduğun zaman o rüyanın tadı kaçar çünkü arkadaş. Git dedi gittim olur. “Ne yapacağımı bilemedim. Sonra bir atladım. Yok şöyle, yok böyle saptım ama sonra buldum o hazineyi” diyebileceğin senaryoyu yaşayamazsın orada.
İşte tam da bu yüzden. ŞüphEMİN canı sağolsun. Gizemli Aksiyon Severim de ondan.